Gerçekleştirdikleri metabolitik bir çalışma ile, ‘bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi’nin önündeki en önemli engel ‘karaciğer’ i aştıklarını söyleyen Herbalist Adnan Akar ve araştırmacı akademisyen çalışma ekibi, çalışmalarda beyin kanseri tedavisinde mükemmel sonuçlara ulaştıklarını, bunun yeni bir buluş niteliğinde değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
Dünyada kanser tedavisinde yüksek oranda başarı sağlayabilecek birçok çalışmalar yapılıyor. Ancak son yıllarda bazı alternatif ve bitkisel yaklaşımlar ümit vaat edici sonuçlar ortaya koymakla beraber henüz istenilen sonuçlara yaklaşılabilmiş değil. Bilim çevrelerinde artık kanserin tek tip tedavisinin bulunamayacağı, her kanser türüne ayrı bir tedavi ya da buluş gerektiği de yavaş yavaş kabul görüyor. Son yıllarda Amerika ve bazı batılı ülkeler, kanser tedavisinde büyük aşamalar kat ederken, bağışıklık sisteminin yüksek oranda güçlendirilmesine yönelik çalışmalar üzerine yoğunlaşıyor.
İnsan bedenin kendisini hasta edebileceği gibi iyileştirebileceği teorisi doğrultusunda yapılan bu çalışmalarda, bizzat insan bedeni yani hastalığın bulunduğu sisteme yönelik yaklaşımlar sonuç verici gibi görünüyordu. Peki, bu yöntemde bağışıklık sisteminin yüksek oranda güçlendirilebilmesi, insan bedenindeki doğal yapıyı bozmadan nasıl yapılabilirdi?
Bağışıklık sistemini güçlendirdiği düşünülen birçok bitki ya da yöntemin yeterli olmadığını, sentetik yaklaşımlarda ise beklenilen sonuçlara yaklaşılamadığını söyleyen Herbalist Adnan Akar, tüm bu etken maddelerin karaciğer engeline takıldığını ve çalışmalarını bu nedenle karaciğeri by-pass edecek bir yöntem üzerine geliştirdiklerini anlatarak şunları söyledi:
“Bağışıklığı güçlendiren etken maddeleri insan bedenine verseniz bile, bütün bu işlemin karaciğerden başlaması gerekiyor. Fakat karaciğer kendi şifreleri, kodları olan bir organ olduğu için, kendi çalışma prensiplerini kendisi belirliyor. Yani dışarıdan yapılan uygulamaları kabul etmiyor. Siz ne yaparsanız yapın karaciğer işleyiş prensiplerini değiştirmiyor. Çok üzerine gidilirse beklenenin tam tersi sirotik sonuçlar doğurabiliyor. Mükemmel fakat bir o kadar zor bir engel, yani ‘karaciğer’...
Yapılması gereken yegâne şey karaciğer ile uzlaşı içerisinde bağışıklık sistemini yüksek oranda geliştirebilmenin yolunu bulmaktı, biz de bunu yaptık”.
Yüz güldürücü 3 önemli sonuç
Metabolitik bir çalışma yaparak karaciğer engelini aşma yollarının geliştirildiğini söyleyen Akar, “Örneğin karaciğerin hastalıkların tedavisinde en önemli rollere sahip organik asitler (amino asit zincirini) ürettiğini biliyorduk. Karaciğere hangi açıdan yaklaşırsak yaklaşalım istenilen düzeyde vitamin asit üretemiyorsak, biz de bunu insan bedenine karaciğeri pas geçerek vermenin yollarını geliştirdik ve başardık. Ortaya birkaç önemli yüz güldürücü sonuç çıkmıştı: Birincisi, istenilen düzeyde tedavi gücü olan etken vitamin asitler verebiliyorduk.
İkincisi, bu eksikliği karaciğer yerine getirmediği için kendisini bozmuyordu. Aksine vücuttaki organik asit dengesi sağlığı için kendisini dinlendirebiliyor ve yeniliyordu.
Üçüncüsü de, bir müddet sonra yenilenmiş yapısı ile hastalıkların tedavisinde sahneye daha güçlü çıkabiliyordu. Bunu başarmıştık. Daha değişik çalışmalarımız ile bu kombinasyonun vücut tarafından dengelenebilmesini ve insan bedenindeki ulaşılması zor birçok noktaya taşınabilmesini geliştirdik. Bütün bu çalışmaları tamamen doğal yollardan ve materyallerden yaptık” dedi.
“Beyin kanser hücrelerinin yıkıldığını tespit ettik”
Metabolitik çalışmanın aslında insan bedeninde bir denge sağlama üzerine tasarlandığını, çünkü ‘denge’ kavramının, hastalıkların iyileştirilebilmesi için şart olduğunu kaydeden Akar,
“Yeni bir sürprizle de karşılaştık. Birkaç kanser türünün tedavisinde bugüne kadar hiç alınmamış mükemmel sonuçlar ortaya çıktı. Bu bizim için şaşırtıcı değildi. Buna rağmen beyin kanserinin tedavisinde muhteşem sonuç hepimizi şaşırtmıştı. Beyin kanserleri ve kanser hücreleri beyin içerisinde nekroz alanlar oluşturmaya ve yok olmaya başladı.
Xp tonik adını verdiğimiz bu çalışma hem istenilen yere oturdu, hem de düşünüldüğünden çok daha fazla etki mekanizmalarını ortaya çıkardı. İnsan beyninin, vucudun toplam kan miktarının yüzde 12’sini kullandığını ve kana karışan etken maddelere hızla cevap verdiğini gözlemledik. dedi.
Bunun beyin kanseri tedavisinde yeni bir buluş niteliğinde sayılabileceğini dile getiren Akar, şimdi daha ileri seviyelere nasıl ulaşılabileceğinin ve sağlam zeminlere nasıl oturtulabileceğinin çalışmalarını yaptıklarını sözlerine ekledi.
Xp Tonik Sls çalışmalarının ABD’de faaliyet gösteren Türk kimyagerler ve doktorlardan oluşan bir ekibin dikkatini çektiği, uzun süredir çalışmaları yakından takip eden bu ekibin, Xp Tonik Sls’nin ABD’de Kanser hastalarının destek ve tamamlayıcı tedavide kullanılması için ihracat izinleri ile ilgili kurum ve kuruluşlarla temaslara geçildiğini de ifade etti.