Kanser
=======================
=======================
=======================
=======================
=======================
=======================
=======================
=======================
=======================
=======================
=======================
=======================
=======================
=======================
=======================
=======================
=======================
=======================
=======================
Kanser, kötücül urların anormal bir şekilde çoğalmasına verilen addır. Klinik özellikleri ve tedaviye gösterdikleri tepki açısından birbirinden son derece farklı çeşitli durumlara verilen genel ad. Bütün kanserlerde ortak olan özellik, bir hücre tipinin denetimsiz biçimde çoğalması ve normal dokuları kaplamasıdır. Bunun nedeni, hücre DNA sında iki aşamada gerçekleştiği sanılan değişikliklerdir.

19. yüzyıl'da "beyaz ölüm" diye nitelendirilen verem, Ortaçağ'da "kara ölüm" diye nitelendirilen veba, ondan önce de cüzzam gibi, günümüzün toplumunda da kanser, insanların çoğunluğu tarafından en çok korkulan hastalıklar öbeğidir. Teşhis ve tedavi yollarının araştırılması, "kanserbilim" (onkoloji) diye adlandırılan tıp dalının alanıdır.

1980 yıllarının ortalarında dünyada her yıl yaklaşık 6 milyon yeni kişinin çeşitli kanserlere yakalandığı ve 4 milyondan çok kişinin kanserden öldüğü bildirilmiştir. Söz konusu verilerle, en yaygın öldürücü kanser biçimi mide kanseriyken (özellikle Asya'da), günümüzde, gelişmekte olan ülkelerde sigara içmenin yaygınlaşması dolayısıyla, akciğer kanseri hızla tırmanmış ve en çok ölüme yol açan kanser biçimi haline gelmiştir. Özellikle Çin'de ve Japonya'da hızla artış gösteren üçüncü en büyük öldürücü kanser türü, meme kanseridir. Listede dördüncü sırada yeralan kanser çeşidi de, daha çok yaşlılarda görülen kalınbağırsak kanseridir.

Hem erkeklerde, hem kadınlarda en çok görülen kanser çeşidi, deri kanseridir; onu erkeklerde prostat kanseri, kadınlarda meme kanseri izlemektedir. Buna karşılık, gerek erkeklerde, gerek kadınlarda, ölümlerin çoğunluğuna akciğer kanseri neden olmaktadır. Kan kanseriyse, çocuklarda en yaygın kanser tipidir. Son yirmi-otuz yıl içinde, ortalama ömrün uzamasıyla nüfusun içindeki yaşlı sayısının artmasına, aynı zamanda da sigara içenlerin çok büyük sayıda artmış olmasına (özellikle kadınlar arasında) bağlı olarak, kanser hastalıklarının sayısında gözle görülür bir artma olmuştur. Bazı uzmanlar, sigara kullanımına toptan son verilmesi durumunda, akciğer kanserinden ölümlerin 20 yıl içinde ortadan kaldırılabileceğini ileri sürmektedirler.

Kanser tıpta aynı enfeksiyon gibi büyük bir hastalık grubunun adıdır. Her doku ya da organın enfeksiyonunun farklı bir hastalığı tanımladığı gibi kanser de her doku ve organda farklı bir hastalık olarak karşımıza çıkar. Üst solunum yolları enfeksiyonu, üriner enfeksiyon, yumuşak doku enfeksiyonu ve sepsis gibi kanserde farklı yerleşim yerlerinde farklı hastalıklar olarak karşımıza çıkar. Cildin bazal hücreli kanseri, rahim ağzının insitu kanseri gibi kanserler hasta açısından çok kolay atlatabilecek hastalıklar olmasına karşın pankreas kanseri ve karaciğer kanseri gibi hastalıklar hasta açısından ciddi problem oluşturabilirler.

Bir ur ya da neoplazma tek tek hücrelerin büyümesini ve metabolizmasını yöneten biyolojik mekanizmalara ve canlı organizmanın bütününü kapsayan hücre etkileşimlerine tam olarak uymadığı için, nispeten özerk diye tanımlanır. Ur kelime anlamı olarak sertleşen oluşum anlamına gelir. Bazı urlar türemiş oldukları dokudan daha hızlı biçimde büyürler, bazılarıysa bir kitle haline gelmektedir. Hücrelerdeki urlar yeni hücrelere aktarılırlar bu yüzden kalıtımsaldırlar. Urlar yalnız çok hücreli organizmalarda görülürler bakteriler gibi tek hücreli organizmalarda görülmezler.

Bitkisel Kanser Tedavisi: Dünyada bir çok gelişmiş ülke kanserin aslında bir mikrop olduğunu kabul etmiştir. Dolayısıyla kanserin ümmünolojik sistemi hastalığı olduğu kaçınılmazdır. Tüm immün hastalıkların tedavisi gerçek anlamda nasil tedavi ediliyorsa kanser tedavisine de aynı şekilde yaklaşılmaktadır. Karaciğer üzerinden yapılacak organik asit destekli tedaviler en iyi sonucu vermektedir. Kanser mikroplarının insan bedeninde tahrip ettiği ilk nokta genetik hasara sebebiyet vermekte ve hücresel döngüyü şaşırtmaktadır. Bu şekilde bir sistem degisikliği oluşmaktadır. Bozulan sistem yalnızca karaciğer tarafından üretilen asitler sayesinde düzeltilebilir. Bu noktada devreye giren ALTERNATİF BİTKİSEL TEDAVİ   genetik ve hücresel bozukluklarin tamirinde rol oynar.
Araştırmacı Herbalist Adnan AKAR tarafından, Amerika, Rusya, Çin ve Japonya Başta olmak üzere Dünyada kanser tedavisine yönelik alternatif tedavi metodlarını bir araya getirerek, bazı bitki, kök ve çiçeklerinin fermantasyona ugratılarak elde edilen, ALTERNATİF BİTKİSEL TEDAVİ Kanser tedavisinde en yüksek başarı oranına sahiptir.
Hiç bir yan etkisi olmayan ALTERNATİF BİTKİSEL TEDAVİ, cerrahi tedavinin öncesinde veya sonrasında, kemoterapinin öncesinde veya sonrasında, radyoterapinin öncesinde veya sonrasında kullanılmak ile birlikte hastanın ihtiyacı olan besin değerlerinide düzenlemektedir.
ALTERNATİF BİTKİSEL TEDAVİ KULLANARAK İYİLEŞEN HASTALARIMIZDAN GELEN MEKTUPLAR
 
 
Tabiatta bol oksijenli zor katmanlarda yetişen, bir takım bitki kök ve hücrelerin 3 kez distilasyon edilerek, fermantasyona ugratılıp elde edilen XP TONİC SLS Kombinasyonu kısıtlı imkanlarla elde edilmektedir.