Kanser | Kanser Tedavisi | Kanser Belirtileri | Kanser İlaçları | Kanser İlacı | Kanser Çeşitleri | Kanser Önlemleri | Bitkisel ilaçlar | Bitkisel Tedavi | Bitkisel Kanser Tedavisi | Alternatif Kanser Tedavisi | DMSO | XP Tonic SLS | Ozon Tedavisi | Ozon Faydaları | Beyin Tümörü | Cancer | Pankreas Kanseri | Alternatif Pankreas Kanseri Tedavisi | Bitkisel Pankreas Kanseri Tedavisi |
Kanser Deşifresi Logo
Kanser Deşifresi
Kanser Deşifresi İstanbul iletişim
     
Sol Bölüm
Herbalist Adnan Akar
Herbalist Adnan Akar
 
Videolar
Kanser Deşifresi Videoları
 
          Kanser Diyeti
Kanser Diyeti
 
Sizden Gelenler

Alternatif Bitkisel Kanser Tedavisinde Avrupalı Bilim adamları ile işbirliği.
Amerikalı bilim adamlarının ardından, Avrupalı Alman bilim adamlarından oluşan bir heyet, bu gün Kanser Deşifresi Ekibi merkez ofisinde toplantı düzenlediler. Devamı için Tıklayın

Kanserin Kara Şovalyesi Kanser hastalarında ağrı yaşam kalitesini bozan en önemli semptomlardan birisidir. Direk kanser etkisi olabilmekle birlikte tedaviye bağlı da oluşabilmektedir. Devamı için Tıklayın

Eski Milli Futbolcu Semih Yuvakuran, Xp Tonik Sls ile birlikte aldığı ozon tedavi sonrasında iyileşme öyküsünü ve teşekkürlerini iletti. Mektubu okumak için Tıklayın

Beyin Tümöründe Son Gelişme; 9 Santimlik Beyin tümörü nasıl yok oldu Ertuğrul Ekiz'in iyileşme öyküsünü okumak için Tıklayın

Maradona Çetin Nasıl iyileşti; Bursaspor Teknik direktörü Çetin Kahrıman'nın ameliyat yaraları nasıl iyileşti? İyileşme öyküsünü okumak için Tıklayın

 
Tedavilerimiz
Bitkisel Kanser Tedavisi
Ozon Tedavisi
Ağrı Tedavisi
DMSO Tedavisi
 
      Kanser Nedir?
Kanser
Kanser Türleri
Kanser Çeşitleri
Kanser Tedavisi
Kanser Belirtileri
Kanser Nedenleri
Bitkisel Kanser Tedavisi
Bitkisel Kanser Tedavisi
 
        Kanser Türleri
Karaciğer Kanserleri, belirtisi, belirtileri, tedavisi, tedavileri, alternatif tedavisi, bitkisel tedavisi
Mide Kanserleri, belirtisi, belirtileri, tedavisi, tedavileri, alternatif tedavisi, bitkisel tedavisi
Beyin Tümörleri, belirtisi, belirtileri, tedavisi, tedavileri, alternatif tedavisi, bitkisel tedavisi
Kolon Kanserleri, belirtisi, belirtileri, tedavisi, tedavileri, alternatif tedavisi, bitkisel tedavisi
Tiroit Kanserleri, belirtisi, belirtileri, tedavisi, tedavileri, alternatif tedavisi, bitkisel tedavisi
Mesane Kanserleri, belirtisi, belirtileri, tedavisi, tedavileri, alternatif tedavisi, bitkisel tedavisi
Akciğer Kanserleri, belirtisi, belirtileri, tedavisi, tedavileri, alternatif tedavisi, bitkisel tedavisi
Böbrek Kanserleri, belirtisi, belirtileri, tedavisi, tedavileri, alternatif tedavisi, bitkisel tedavisi
Deri Kanserleri, belirtisi, belirtileri, tedavisi, tedavileri, alternatif tedavisi, bitkisel tedavisi
Kemik Kanserleri, belirtisi, belirtileri, tedavisi, tedavileri, alternatif tedavisi, bitkisel tedavisi
Meme (gögüs) Kanserleri, belirtisi, belirtileri, tedavisi, tedavileri, alternatif tedavisi, bitkisel tedavisi
Gırtlak Kanserleri, belirtisi, belirtileri, tedavisi, tedavileri, alternatif tedavisi, bitkisel tedavisi
Lenf (lenfoma)  Kanserleri, belirtisi, belirtileri, tedavisi, tedavileri, alternatif tedavisi, bitkisel tedavisi
Pankreas Kanserleri, belirtisi, belirtileri, tedavisi, tedavileri, alternatif tedavisi, bitkisel tedavisi
Prostat Kanserleri, belirtisi, belirtileri, tedavisi, tedavileri, alternatif tedavisi, bitkisel tedavisi
Rahim Kanserleri, belirtisi, belirtileri, tedavisi, tedavileri, alternatif tedavisi, bitkisel tedavisi
Testis Kanserleri, belirtisi, belirtileri, tedavisi, tedavileri, alternatif tedavisi, bitkisel tedavisi
Lösemiler, Kan Kanserleri, belirtisi, belirtileri, tedavisi, tedavileri, alternatif tedavisi, bitkisel tedavisi
 
        Beyin Tümörleri
Özellikle beyin kanseri olan tümörler de yüz güldüren başarılara ulaşılamamıştır. Beyin tümörleri tedavisi henüz tam olarak bulunamamış bir tür olmasına rağmen aslında tedavisi diğer kanser türlerinden daha kolaydır.
Devamı . . .
 
        Kolon Kanserleri

Kolon yani kalın bağırsak yaklaşık 2 metre uzunluğundaki sindirim sisteminin ince bağırsaktan sonra gelen kısımdır. Özellikle batılı ülkelerde sık rastlanan kolon kanseri oldukça büyük bir öneme sahiptir. Görünme sıklığı 10.000/5 tir. Erkek ve kadında eşit oran da görülen kolon kanseri diğer kanserler içinde görülme sıklığı bakımından 3. sırada yer alır.

Devamı . . .
 
        Karaciğer Kanserleri
Karaciğerin kendi hücresinden kaynaklanan kötü huylu tümörlere primer karaciğer kanseri denir. Karaciğerin kendi hücrelerinden çıktığı için hepatosellüler (karaciğer hücreli) karsinom adı ile anılır. En sık görülen ve en ölümcül tümörlerden biridir.
Devamı . . .
 
        Mesane Kanserleri
Mesane tümörleri genellikle 40 yaş üstünde görünen tümörlerdendir. Erkeklerde kadınlara göre 4 kat daha fazla görülür. Sigara içenlerde risk 3 kat fazladır. Sigara mesane kanserlerinin faktörlerinden gösterilmektedir.
Devamı . . .
 
        Şifalı Bitkiler
Şifalı Bitkiler
 
        Vitaminler
 
        Kanser Haberleri
 
        Faydalı Bir Şeyler
 
 
 
 

DERİ KANSERİ NEDİR?
TİROİD KANSERLERİ
KADINLAR KENDİ MEMELERİNİ NASIL MUAYENE ETMELİDİR?
MEME KANSERİ NASIL TEDAVİ EDİLİR?
BİYOPSİ
ULTRASONOGRAFI NEDİR?
MAMMOGRAFİ NEDİR?
MEME KANSERİ NASIL TEŞHİS EDİLİR?
KADINLARIMIZA MEME KONTROLÜ KONUSUNDA ÖNERİLER
Kadınlarımıza Meme Kontrolü Konusunda Öneriler
MEME BAŞI AKINTILARI
MEME KANSERİ BELİRTİLERİ NELERDİR?
MEME KANSERİ GELİŞME RİSKİMİ NASIL AZALTABİLİRİM?
MEME KANSERİ OLMA RİSKİM VAR MI?
MEMELERDE GELİŞEN İYİ TABİATLI (SELİM) BAZI HASTALIKLAR
MEME KANSERİ NEDİR ?
RAHİM AĞZI (SERVİKS) KANSERİ
YUMURTALIK (OVER) KANSERİ
RAHİM (ENDOMETRİUM) KANSERİ
Kanseri düşündüren ve hekime başvurulmasını gerektiren durumlar nelerdir?
Ağrı kanserin ilk belirtisi inidir?
Aletle mide, kalın barsak ve akciğerlerin muayenesi yapılır mı?
Kanserin geç teşhis edilmesinde hastanın payı nedir?
Kanser Nasıl Teşhis Edilir?
idrarda veya büyük abdestte kan görülmesi kansere mi bağlıdır?
Çok alkol almak kanser tehlikesini arttırır mı?
Diyet ile kanser arasında bir ilişki var mı?
Rontgen Işınları Kanser Yapar mı?
Çok uzun süre güneşe maruz kalmak cilt kanseri yapar mı?
Hava kirliliği akciğer kanserine yol açar mı?
Farklı hastalardaki aynı tip kanserlerin (örn. meme kanseri) seyri aynı mı olur?
Değişik organlarda veya dokularda oluşan kanserler birbirlerine benzerler mi?
Rahim kanserine karşı ne gibi önlem alınmalıdır?
Meme kanseri erkeklerde görülür mü?
Kadınlrda ençok görülen kanser hangisidir?
Çocuklarda habis tümör gelişir mi?
Kanser bulaşıcı bir hastalık mıdır ?
Sigara Akciğer Kanserine Neden Olur mu ?
Kanserin Sebepleri Nelerdir ?
Ençok görülen kanserler hangileridir?
Kanser tedavisi nasıl yapılır?

--------------------------------------------------------------------------------
DERİ KANSERİ NEDİR?

Deri kanseri, deri katmanlarında kanser hücrelerinin yerleşmesi ile oluşur. Derimiz, vücudumuzu, ışık, ısı, infeksiyon ve yaralanmalardan koruyan önemli bir organımızdır. Koruma fonksiyonu yanında su, yağ ve vitamin D depolar.

Deri başlıca iki tabakadan oluşur ve bu tabakalarda değişik hücreler yer alır. Derinin üst tabakası “epidermis” adım alır vs bu tabakada bazal hücreler, boynuzsu hücreler ve derinin rengini veren melanosit hücreleri bulunur. Deri kanserleri bu hücrelerin anarşik biçimde çoğalmasından menşe alır ve menşe aldığı hücre tipine göre sınıflandırılır. Buna göre başlıca üç tip deri kanseri vardır;

· Bazal hücreli kanserler

· Boynuzsu (skuamöz) hücreli kanserler

· Melanom (Melanositlerden menşe alan)

· Bazal Hücreli Kanserler:

En fazla görülen deri kanseri türüdür. Genellikle 40 yaşın üstünde görülür. Çok yavaş büyür ve en iyi huylu deri kanseridir. Vücudun güneş gören bölgelerinde ortaya çıkar. En fazla yüzde görülür. Kapanmayan bir yara şeklinde ortaya çıkabileceği gibi pembe, kahverengi veya deri renginde küçük bir yumru seklinde de belirebilir. Çeşitli yöntemlerle tedavi edilebilir (cerrahi, dondurma işlemi, radyoterapi gibi.) Diğer kanser türlerinden farkı çok fazla ihmal edilmemişse tam olarak tedavi edilebilmesi ve iç organ metastazı yapmamalıdır.

Skuamöz Hücreli Kanser:

En fazla yüzde görülmekle beraber vücudun herhangi bir yerinde de ortaya çıkabilir. Özellikle sigara içenlerde ve pipo kullananlarda dudaklarda ve ağız içinde de görülebilir. Eski yanık zeminlerinde gelişebilir, Güneş ışınlarının da bu kanserin ortaya çıkmasında önemli rolü vardır, erken tanı konduğu zaman tedavisi mümkündür (cerrahi, radyoterapi, cerrahi+radyoterapi gibi) Geç kalınan vakalarda daha ciddi seyir gösterebilir.

Melanom:

Deriye rengim veren melanosit İsimli hücrelerden menşe alır. En fazla deride görülmekle beraber, karaciğerde, beyinde ve diğer organlarda da oluşabilir. Genellikle 40 yaşın üzerinde görülmekle beraber çocuklarda ve gençlerde de görülebilir. Bu yüzden doğumsal benleri olan çocuklar çok iyi takip edilmelidir. Mevcut benlerin üzerinden gelişebileceği gibi sağlam deri üzerinde de oluşabilir. Deri kanserleri arasında en tehlikelisi melanomdur. Ancak tümör erken evrede yakalanırsa yayılmadan uygun olarak tedavi ve takibi yapılacak olursa metastaz yapına riski son derece azalır.

DERİ KANSERLERİNİN NEDENLERİ
Güneş ışınları ve Güneş yanıkları ultraviyole oluşturacak deri kanserlerine yol açabilmektedir. Bu yüzden yaşam boyu maruz kalınan güneş ışınlarının toplam dozu çok önemlidir. Örneğin güneş altında çalışan denizciler, inşaat işçileri, tarlalarda çalışanlar ve bronzlaşmak için uzun süre güneşlenenlerin kanser riski oldukça yüksektir, insanların büyük çoğunluğu yaşam boyu alacağı ultraviyolenin %80’ini 18 yaşından önce aldığından çocukluk çağında güneşten korunmanın büyük önemi vardır, Bu amaçla anne-babalar çocukların 6 aylıktan itibaren korumaya başlamalıdırlar. Güneş koruyucu kremler kadar tişört, şapka gibi fiziksel koruyucularla bebekler ve çocuklar korunmaya alınmalıdır.

Kalıtım:
Ailelerinde deri kanseri olan bireyletin deri kanserine yakalanma riski daha yüksektir. Ayrıca kalıtsal olarak beyaz tene sahip olanlarda risk yine daha yüksektir,

Çevresel Faktörler:
Bugün yeryüzüne ulaman ultraviyole ışını 50-100 yıl öncesinden çok daha yoğundur. Ozon tabakasının incelmesi süzülen ışın miktarının azalmasına neden olduğundan yeryüzüne ulaşan ışın yoğunluğu artmıştır.

Ayrıca yükseldik arttıkça ultraviyolenin gücü de arttığından kışın yapılan kayak tatilleri de deriye ulaşan ultraviyole miktarını artırmaktadır. Bulutlar da güneş ışınlarının geçişini ancak %50 oranında azaltmaktadır.


DERİ KANSERİ RİSKİNİ AZALTAN TEDBİRLER
· Özellikle yaz aylarında saat 11.00-16.00 arasında mümkün olduğunca güneş altında kalmamak

· Güneş gören açık bölgelere en az 15 koruma faktörlü güneş koruyucular kullanmak

· Deniz kenarında iki saat aralıkla güneş koruyucu yinelemek, hava bulutlu olsa bile koruyucu kullanmayı ihmal etmemek

· Şapka ve ultraviyole filtreli güneş gözlükleri kullanmak

· Solaryumlardan uzak durmak

· Çocuklar güneşin zararları konusunda eğitmek

· Altıncı aydan önce bebekleri güneş ışınlarına doğrudan maruz bırakmamak

· Altıncı aydan itibaren güneş koruyucu kullanmak, öğle güneşinden uzak tutmak, mutlaka koruyucu bir giysi ve şapka ile sabah erken saatlerde ve saat 16.00’dan sonra havuz ve denizlerden yararlanmalarını sağlamak.

Çocukluk yaşlarında geçirilen güneş yanıkları ileriki yaşlardaki deri kanserlerinin en önemli nedenidir.

Deri kanserlerine erken tanı koymak için öncelikle kendi kendine muayene, edilmelidir. Bunun için deri bir boy aynası önünde gözden geçirilmeli, farklı bir gelişim görüldüğü anda doktora başvurulmalıdır. Doğumsal benleri olan çocuklar muntazam aralıklarla bir deri hastalıkları uzmanı tarafından kontrol edilmelidir.

Ailelerinde deri kanseri olanlar, sarışın, kızıl olanlar, güneşte her zaman yanan bronzlaşamayanlar, uyarıları mutlaka dikkate almalıdır. Benler mutlaka yılda en az bir kez kontrolden geçirilmelidir.

--------------------------------------------------------------------------------
TİROİD KANSERLERİ

Tiroid bezinde oluşan tiroid kanserleri oldukça seyrek görülürler. Ancak konu önemlidir. Zira tiroid kanserlerinin çoğu klinikte soğuk bir nodül şeklinde karşımıza çıkar. Tiroid nodülleri ise toplumda oldukça sık rastlanan lezyonlardır. Soliter (tek) soğuk tiroid nodüllerindeki kanser oranları %11 ile %30 arasında değişmektedir. Multinodüler (nodül sayısı 1'den fazla) guatrlarda bu oran %5 civarındadır. Soliter tiroid nodülü bulunan çocuklarda ise; kanser olasılığı %30 ile %50 arasında değişmektedir. Konunu önemi buradan kaynaklanmaktadır.

Tiroid kanserleri; papiller, foliküler, medüller, anaplastik (indiferansiye) ve nadir görülen diğer primer kanserler olmak üzere sınıflandırılabilir. Papiller ve foliküler kanserlerin seyri iyidir ve erken bir devrede tedavi edilirlerse, hastaların şifa şansı %100'e yakın olur. Anaplastik (indiferansiye) kanserler ise insan organizmasında ortaya çıkan en habis tümörlerdir. Bunlarda tedavi sonuçları pek yüz güldürücü değildir.

Tiroid kanserleri kadınlarda erkeklere nazaran 2-3 defa daha sık görülmektedir. Her yaş gurubunda görülürler. Ancak papiller kanserler çok defa genç hastalarda, foliküler kanserler orta yaşlı hastalarda ve anaplastik kanserler ise yaşlı hastalarda görülürler. Medüller kanserler herhangi bir yaşta oluşabilir, ancak en sık olarak 45 ile 50 yaşlarında ortaya çıkarlar.

TİROİD KANSERLERİNİN TEŞHİS VE TEDAVİSİ
Tiroid kanserlerinin teşhisinde kullanılan yöntemler, evvelce anlatılmış olan, tiroid nodüllerinin değerlendirilmesinde kullanılan yöntemlerdir.

Tiroid kanserlerinin tedavisinde kullanılan yöntemler aşağıda belirtilmiştir:

· Cerrahi tedavi

· Tiroid hormonu tedavisi

· Radyoaktif iyot tedavisi

· Radyoterapi

· Kemoterapi

Tiroid kanserli hastaların tedavisinde, temel tedavi yöntemi cerrahidir. Eğer cerrahi tedavi uygulanmasında bir sakınca yoksa, ilk önce bu tedavi uygulanır. Diğer tedavi yöntemleri de, hasta ve hastalık ile ilgili özellikler göz önünde tutularak bir plan dahilinde uygulanır. Bu tedavi yöntemlerini bir plana dayanmaksızın karışık bir şekilde uygulamak, hastaya bir fayda sağlamadığı gibi zararlı da olur. Bundan dolayı hastaların konunun uzmanı olan bir hekime gitmeleri gerekir.

--------------------------------------------------------------------------------

KADINLAR KENDİ MEMELERİNİ NASIL MUAYENE ETMELİDİR?

Meme Kanserinin Önemi ve Erken Tanı
Kadınlarda cilt kanserleri hariç, meme kanseri en sık görülen kanserdir. Amerika Birleşik Devletleri'nde her sene yaklaşık 180.000 yeni meme kanseri olgusu ortaya çıkmaktadır. Yaşam boyunca her 10 kadından 1’inde, hayalının herhangi bir döneminde, meme kanseri gelişmektedir. Yine kadınlarda; akciğer kanserinden sonra, en çok ölüme neden olan kanser meme kanseridir. Meme kanserinin ortaya çıkmasını önleyecek herhangi bir önlem henüz bilinmemektedir. Bütün bu durumlar kadınlarımızın gözünü korkutmasın. Zira güzel gelişmeler mevcut:

· Meme kanseri erken devrede teşhis ve tedavi edildiği taktirde; hastalıktan kurtulma ve şifa oranı oldukça yüksektir (%95).

· Meme kanseri tedavi edilebilen bir hastalıktır. Son senelerde Amerika Birleşik Devletlerinde meme kanseri gelişen hasta sayısının artmasına rağmen, meme kanserinden ölüm oranlarında azalma olmuştur.

· Daha etkili tedavi yöntemleri bulunmuştur.

Meme kanserinin erken teşhisi için yapılması gereken muayeneler:

· Kadınlar kendi memelerini her ay muayene etmelidir.

· Kadınlar meme hastalıkları ile uğraşan bir hekim tarafından her sene
muayene edilmelidir. Ancak evvelce meme sorunları bulunan kadınlar üç
ayda bir muayene olmalıdır.

· Kadınlar muntazam mammografi çektirmelidir.

Kadınların Kendi Memelerini Muayene Etmeleri
Kadınların kendi memelerini muayene etmeleri çok önemlidir. Meme kanserinin erken bir devrede teşhis edilmesini sağlar. Dolayısıyla tedavide başarı şansı artar. Yirmi yaşından büyük kadınlar memelerini her ay tedavi etmelidirler. Memelerin muayenesi için en uygun zaman adet kanamasının bitiminden sonra 2. veya 3. gündür. Bu günler; memelerde şiş ve hassasiyetin en az olduğu günlerdir. Menopoza girmiş kadınlar ise; muayene için her ayın ilk günü gibi bir gün seçebilirler. Muntazam yapılan muayeneler memelerin normal yapılarının öğrenil­mesini ve oluşan bir değişikliğin erken bir devrede fark edilmesini sağlar.

Hanımlar memelerinizi muayene ederken aşağıda tarif edilen safhaları takip ediniz:

1. Bir ayna karşısında memelerinizi gözle muayene ediniz (görsel muayene).

2. Ayakta dururken veya banyoda yıkanırken memelerinizi elle muayene ediniz.

3. Sırtüstü yatarken memelerinizi elle muayene ediniz

1. Bir ayna karşısında gözle muayene: Bu muayene; iyi aydınlatılmış bir odada, belden yukarısını gösteren bir ayna karşısında ve ayakta gözle yapılır. Sırasıyla aşağıdaki durumlarda memelerinizi aynadan gözlemleyin:

· Kollarınız yan taraflarda olmak üzere memelerinizi aynadan gözle muayene edin (Şekil l-A).

· Aynaya biraz daha yaklaşın, kollarınızı yukarı doğru kaldırarak ellerinizi başınızın arkasına koyun ve öne doğru bastırın. Böylece göğüs kaslarının kasılmasını sağlayınız ve sonra memelerinizi gözlemleyin (Şekil 1-B).

· Ellerinizi sıkıca kalçalarınıza bastırın, omuzlarınızı ve dirseklerinizi öne doğru alırken aynaya doğru hafifçe eğilin ve aynadan gözlemlerinize devam edin (Şekil l-C).

Ayna karşısında gözle yapılan muayenede araştırılacak değişiklikler şunlardır:

· Her iki memenin büyüklükleri arasında dikkati çekecek bir fark var mı? (Memelerden birinin diğerine nazaran biraz daha büyük olması normaldir)

· Memelerin dış hatlarında bir değişiklik var mı?

· Memelerden birinde büyüme, küçülme veya büzülme var mı?

· Memelerden birinde görülebilen bir şiş var mı?

· Meme cildi üzerinde araştırılması gerekli değişiklikler:

ü Meme cildinde: kırmızılık, morluk, genişlemiş damarlar.

ü Meme cildinde çöküntü

ü Meme cildinde portakal kabuğu görünümü

ü Meme cildinde yara

ü Meme cildinde küçük şişler

· Meme başı ve onun çevresindeki renkli kısımda (areola) araştırılması gerekli değişiklikler:

ü Meme başı çevresindeki renkli tasımda (areola) şekil, büyüklük ve renk bakımından bir değişiklik var mı?

ü Meme başında; genişleme, düzleşme, çökme, yön değiştirme, kabuklanma, çatlak, kırmızılık veya yara var mı?

ü Meme başından akıntı geliyor mu?

· Koltuk altında (veya altlarında) gözle görülen bir şiş var mı?

2. Ayakta dururken veya banyo yaparken elle yapılan muayene: Gözle
yapılan muayeneden sonra ayakta elle yapılan muayeneye sıra gelir (Şekil 2-A). Bazı kadınlar bu muayeneyi banyoda duş altında yaparlar (Şekil 2-B). Zira parmaklar ıslak ve sabunlu cilt üzerinde kaydığından muayene daha kolay olur.

Sağ memenizi sol elle ve sol memenizi sağ elle muayene ediniz. Muayeneyi meme üzerinde daireler çizerek dikkatli ve yavaş bir şekilde 2., 3. ve 4. parmaklarınızın iç yüzleri ile yapınız (Şekil 2-C ve D). Sol kolunuzu yukarı doğru kaldırın ve sağ elinizin üç parmağının iç yüzleri ile daireler çizerek tüm memeyi muayene edin. Ayrıca koltuk altını kontrol edin. Daha sonra meme başını nazik bir şekilde sıkarak bir akıntı gelip gelmediğini tespit ediniz (Şekil 3-A). Sol memenin muayenesi tamamlanınca aynı şekilde sağ kolunuzu yukarı doğru kaldırarak sol elinizle sağ memenizi muayene ediniz.

Elle yapılan muayenede araştırmanız gereken özellikler şunlardır:

· Memede bir şiş mevcut mu?

Eğer memenizde bir şiş tespit ederseniz; bunun büyüklüğü, şekli, hudutları, sert ve hareketli olup olmadığı araştırılır.

· Memede bir sertlik sahası veya bir kalınlaşma var mı?

3. Sırt üstü yatarken elle yapılan muayene: Bundan sonraki muayeneler sırt üstü yatarken yapılır (Şekil 3-B).

Sırt üstü yalnız ve önce sol memenizi muayene etmek istiyorsanız sol omuzunuzun altına küçük bir yastık veya katlanmış bir havlu koyunuz. Ayrıca sol kolunuzu başınızın arkasına doğru kaldırınız. Böylece meme göğüs üzerinde yayıldığından, daha kolay muayene edebilirsiniz. Daha sonra sağ elinizin parmaklarının iç yüzleri ile daireler çizerek sol memenizi dikkatli bir şekilde muayene ediniz. Muayene edilecek bölge; yukarıda köprücük kemiğinden aşağıda meme altındaki kıvrıma ve dış yanda koltuk altına kadar uzanır. Sol memenizin muayenesi bitince, yine aynı şekilde hareket ederek sağ memenizin muayenesini yapınız. Daha önce belirtildiği gibi; memenizde herhangi bir şiş veya sertlik olup olmadığını araştırınız.

Sayın hanımlar memenizde bir şiş veya başka bir anormallik tespit ettiğiniz zaman; paniğe kapılmadan ve ihmal etmeden bu konu ile uğraşan bir hekime veya merkeze başvurunuz. Zira erken devrede teşhis ve tedavi edilen hastalarda iyileşme ve kanserden kurtulma olasılığı çok yüksektir.

--------------------------------------------------------------------------------
MEME KANSERİ NASIL TEDAVİ EDİLİR?

MEME KANSERİ NASIL TEDAVİ EDİLİR?
Meme kanserinin tedavisinde kullanılan dört yöntem vardır:

· Cerrahi tedavi

· Radyoterapi

· Kemoterapi

· Endokrin tedavi (Hormon tedavisi)

Cerrahi tedavi ve radyoterapi hastalığın lokal kontrolünü sağlayan tedavi yöntem­leridir. Buna karşılık kemoterapi ve endokrin tedavi ise sistemik olarak etki eden tedavi yöntemleridir. Sistemik tedavide; ilaçlar meme dışına yayılmış olan kanser hücrelerine kan yoluyla ulaşırlar. Ayrıca son yıllarda yapılan çalışmalar; meme kanserinin sistemik bir hastalık olduğu ve hastalığın erken devrelerinde bile kanda kanser hücrelerinin bulunabileceği görüşünü destekler mahiyettedir.

Meme kanserli hastalarda yukarda belirtilen tedavi yöntemlerinden biri veya birkaçı bir plan dahilinde uygulanır. Tedavi seçimi; hasta ve hastalık ile ilgili özellikler göz önünde tutularak yapılır. Bu tedavi yöntemlerini bir plana dayanmaksızın karışık bir şekilde uygu­lamak, hastaya bir fayda sağlamadığı gibi zararlı da olur.

Hekim kendisine müracaat eden bir hastada tedavi seçimini nasıl yapacak-tır? Bunu sağlamak için; hastanın tedavi yönünden hangi evrede olduğunun bilinmesi ve tedavinin buna göre planlanması gerekir. Zira meme kanserinde hastalığın tüm evrelerinde etkili olabilen tek bir tedavi yöntemi yoktur.

Cerrahi tedavi uygulanmış erken evre meme kanserli hastalara, cerrahi tedaviye yardımcı olmak üzere, ilave tedaviler (Adjuvan tedavi) uygulanması tüm kanser merkez­lerinde kabul edilen bir görüştür. Cerrahi tedaviden sonra adjuvan tedavi olarak; radyo­terapi, kemoterapi ve hormon tedavisi uygulanabilir. Bu tedavi yöntemleri hangi hasta­lara, ne zaman ve nasıl uygulanacak? Hastanın ve hastalığın durumuna, ameliyatta çıka­rılan tümörü içeren meme dokusunun ve koltuk altı lenf nodüllerinin mikroskopik ince­lemesine göre bu sorular cevaplandırılır ve bir plan dahilinde adjuvan tedavi uygulanır. Adjuvan tedavinin amacı; klinik ve laboratuar teknikleri ile saptanamayan mikrometastazları ortadan kaldırmak, nüks riskini azaltmak ve yaşam süresini arttırmaktır.
--------------------------------------------------------------------------------
BİYOPSİ

Biyopsi; memede oluşan bir kitle veya şişten, hücre veya bir miktar doku örneği alınarak mikroskop altında incelenmesidir. Meme kanserinin kesin tanısı ancak biyopsi ile konur. Değişik biyopsi yöntemleri vardır. Bunlar: ince iğne aspirasyon biyopsisi, kalın bir iğne ile yapılan ve keserek doku çıkarmaya yönelik biyopsi, ensizyonal biyopsi, eksizyonal biyopsi, “frozen section” yöntemi ile yapılan biyopsi, stereotaktik meme biyopsisi gibi birçok biyopsi yöntemi mevcuttur. Belirtilen yöntemlerin hepsinde bir miktar doku örneği alınır ve bu örnek mikroskop altında incelenir. Her bir biyopsi yönteminin kendine özgü avantaj ve dezavantajları mevcuttur. Hastanın ve hastalığın durumuna göre bu yöntemlerden biri seçilir. Biyopsiyi yapacak hekim; biyopsi yapılacak kitlenin büyüklüğü, memede yerleştiği yer, kaç adet kitle bulunduğu, kitlenin ne kadar şüpheli olduğu (habaset yönünden), hastanın diğer sağlık problemleri ve hastanın tercihi gibi bazı faktörleri göz önünde tutarak kararını verir. Kadınlar değişik biyopsi yöntemlerinin avantaj ve dezavantajlarını hekimleri ile tartışabilirler.

İnce İğne Aspirasyon Biyopsisi (İİAB): Bu yöntem; ince bir iğne ve boş bir enjektör yardımıyla memedeki kitle veya sertlikten hücre alınması prensibine dayanır. Kolay bir yöntemdir ve muayenehane şartlarında yapılabilir, ince iğne ile alınan hücre örnekleri lam olarak isimlendirilen bir cam üzerine püskürtülür ve sonra başka bir lam aracı ile yayılır. Daha sonra havada kurumaya bırakılır ve kuruyunca da sitolojik tetkik için patolojik anatomi laboratuarına gönderilir. Tetkik sonucu kitlenin habis veya selim olduğu anlaşılır. Ancak bazı olgularda İİAB ile kesin bir teşhis koymak mümkün olmayabilir. Böyle durumlarda ya İİAB tekrarlanır İİAB tekrarlanır veya diğer biyopsi yöntemlerine başvurulur.

Kalın İğne Biyopsisi: Bu yöntemde; kesici özellik taşıyan, kalın bir iğne kullanı­larak memedeki kitleden silindir şeklinde küçük bir doku parçası alınmaktadır. Bu işlem için farklı tipte iğneler (Vim Silverman, Tru-cut, Drill) geliştirilmiştir. Biyopsi muayenehanede lokal anestezi ile yapılabilir. Lokal anestezi uygulanmasından sonra deriye bisturi ile küçük bir keşi yapılır ve kalın iğne buradan kitle içerisine sokularak küçük bir doku parçası alınır. Materyal histopatolojik olarak incelenir.

Ensizyonal Biyopsi: Memedeki tümöral kitle büyükse; tanı için, bu kitleden cerrahi yöntemle yeterli bir doku parçası çıkarılır ve mikroskop altında histopatolojik olarak incelenir. Ensizyonal biyopsi; hastanın ve hastalığın durumuna göre, lokal veya genel anestezi ile yapılabilir.

Eksizyonal Biyopsi: Memedeki tümöral kitle küçükse, bu kitlenin tümü çıkarılarak mikroskop altında histopatolojik olarak incelenir. Eksizyonal biyopsi lokal anestezi ile veya genel anestezi altında yapılabilir.

Mammografi ile yapılan kontroller esnasında; bazı hastalarda memede çok küçük, şüpheli bir kitle veya mikrokalsifıkasyon kümesi tespit edilebilir. Ancak bunlar yapılan fizik muayene esnasında çok defa hekimin eline gelmezler. Böyle durumlarda; cerrahın mammografide tespit edilen küçük kitleye veya mikrolalsifikasyon kümesine ulaşmasını sağlamak için, bunların biyopsiden önce bir görüntüleme yöntemi rehberliğinde işaretlenmesi gerekmektedir. Mammografi rehberliğinde veya stereotaktik yöntemle bir işaretleme yapılabilir. Ancak bugün için işaretleme amacıyla en sık olarak iğne-tel sistemi kullanılmaktadır. Bu işlemde; memede işlemin yapılacağı saha lokal anestezi ile uyuşturulur ve sonra mammografi rehberliğinde ince bir iğne şüpheli kitle veya mikrokalsifikasyon kümesinin içine sokulur. Bu iğnenin içinde ince bir tel bulunur ve telin ucu balık oltası şeklindedir. İğnenin geri çekilip çıkarılmasından sonra geride bu ince tel kalır. Cerrah ameliyat esnasında telin rehberliğinde şüpheli sahaya kolayca ulaşabilir ve bu sahayı çıkarır.

Tek ve Çift Aşamalı İşlemler
Memede bulunan bir şiş veya şüpheli bir durum nedeniyle biyopsi uygulanması gerekiyorsa; bunun kaç aşamada yapılmasının uygun olacağı konusunda cerrah ve hastanın konuşmaları ve anlaşmaları gerekir. Tek ve iki aşamalı olmak üzere iki seçenek vardır:

Tek Aşamalı İşlem: Bu işlemde; biyopsi, kanser teşhisi ve bunun tedavisi hasta­nede genel anestezi altında uygulanan tek bir ameliyatta tamamlanır. Ameliyattan önce hasta ve cerrah, kitle habis çıkarsa uygulanacak cerrahi girişim konusunda görüş birliğine varma­lıdır. Bu girişim parsiyel veya modifiye radikal mastektomi olabilir. Bu ameliyatların tüm ayrıntıları hastaya açıklanmalı ve hastanın rızası alınmalıdır. Tek aşamalı işlemde tüm işlem­ler hasta genel anestezi altında uyurken yapılır: biyopsi ile doku örneği alınır, bu örnek “frozen section” olarak isimlendirilen bir teknikle mikroskop altında incelenir ve kanser hücreleri tespit edilirse, daha önce görüş birliğine varılan ameliyat uygulanır. Hasta uyanıncaya kadar, memesindeki kitlenin kanser olup olmadığını ve memesinin çıkarılıp çıkarıl­madığını bilmez. Son zamanlarda yabancı ülkelerde tek aşamalı işlem çok az önerilmek­tedir. Bir çok cerrah iki aşamalı yöntemi tercih etmektedir.

İki Aşamalı İşlem: Eksizyonal biyopsi iki aşamalı yöntemin ilk basamağıdır. Biyopsiden sonra ciddi bir rahatsızlık görülmez ve hatta birkaç saat sonra hasta evine gidebilir. Ancak hastaya genel anestezi uygulanmışsa, onun yalnız olarak evine gitmesi doğru değildir. Bir akrabasının veya yakınının hastayı evine bırakması doğru olur. Birinci aşamada elde edilen biyopsi örneği mikroskop altında histopatolojik olarak incelenir. Sonuç kanser olarak gelirse; ikinci aşamaya kadar geçen süre içinde hasta nasıl bir tedavinin uygulanacağı tartışmasında aktif bir rol oynar ve düşünmek için yeterli zamanı bulur, işlemin ikinci aşaması kanser tedavisidir.

Eğer biyopsi uygulanması gerekiyorsa, hastanın bu iki yöntemi cerrahı ile tartışması uygun olur. Böylece hangi işlemin kendisi için en iyi yöntem olacağı konusunda bir karara varılmış olur.

--------------------------------------------------------------------------------
ULTRASONOGRAFI NEDİR?

Memeye yüksek frekanslı ses dalgaları gönderilir ve sonra bu ses dalgalarının yankıları toplanarak bir bilgisayar yardımıyla görüntü haline getirilir. Ultrasonografi radyasyon içermediği için hastaya zarar vermez. Ancak mammografinin yerini tutamaz ve meme hastalıklarının tanısında sınırlı bir yeri vardır. Ultrasonografi; fizik muayene veya mammografi esnasında tespit edilen bir anormalliğin aydınlatılmasında tamamlayıcı bir tanı yöntemi olarak oldukça sık kullanılmaktadır. Ultrasonografi memedeki kitlelerin solid (katı, içinde sıvı yok) veya kistik olarak değerlendirilmesinde bize çok yardımcı olur. Genç
kadınlarda ve kızlarda ele gelen kitlelerin değerlendirilmesinde mammografiden ziyade ultrasonografiye başvurulur. Zira 35 yaşın altındaki genç kadınlarda meme kanseri nispeten az görülür ve ayrıca ultrasonografide radyasyon tehlikesi yoktur. Biz meme kistlerinin tanısında sıklıkla ultrasonografiden yararlanmaktayız. Ultrasonografide; ele gelmeyen, çok küçük kistlerin bile tespit edilmesi mümkündür.

--------------------------------------------------------------------------------
MAMMOGRAFİ NEDİR?

Mammografi; memenin X ışınlarıyla radyolojik tetkikinin yapılması ve görüntülen­mesidir. Meme kanserinin erken devrede teşhisini sağlayan güvenilir bir tam yöntemidir. Erken devrede teşhis ve tedavi edilen meme kanserinde de iyileşme şansı çok yüksektir. Mammografi; henüz yeterli büyüklüğe ulaşmadığı için, memelerini muayene eden kadın­ların ve meme kontrolü yapan hekimlerin ellerine gelmeyecek kadar küçük boyutlardaki meme tümörlerinin ortaya çıkarılmasını sağlar.

Mammografi iki şekilde uygulanır:

1. Tarama Mammografisi: Meme ile ilgili hiçbir şikayeti olmayan tüm kadınlarda; 40 yaşından sonra muntazam bir şekilde tarama amacıyla mammografi yapılmalıdır. Bu tarama mammografilerinin amacı; memede mevcut olan, ancak küçük olduğu için ele gel­meyen bir şişin henüz büyümeden erken bir evrede ortaya çıkarılmasıdır (Şekil 1).

Amerikan Kanser Derneği tarama amacıyla;

· 35 ile 40 yaşları arasında bir defa,

· 40 ile 50 yaşları arasında iki senede bir veya her sene ve

· 50 yaşından sonra her yıl mammografi çektirilmesini önermektedir.

2. Tanısal Mammografi: Memede ele gelen bir şiş veya dikkati çeken bir değişiklik tespit edildiği zaman tanı amacıyla yapılan mammografidir.

Tanısal amaçla mammografi aşağıdaki durumlarda çekilir:

· Memede; meme başı akıntısı, meme başında çökme veya yön değiştirme, meme cildin­de çöküntü, yara veya portakal kabuğu görünümü gibi değişiklikler tespit edilirse bunların değerlendirilmesi için mammografi çekilir.

· Memede bir kitle saptandığı zaman, bunun selim veya habis olup olmadığının değerlendirilmesi ve boyutlarının tespit edilmesi için mammografi çekilir.

· Memede bir kitle tespit edilen hastalarda; memenin diğer kısımlarında veya karşı memede başka bir tümör odağının bulunup bulunmadığını araştırmak amacıyla mammografi çekilir.

Yukarıda belirtilen durumların dışında, ameliyat olmuş hastaların takibinde de mammografiden yararlanılır.

--------------------------------------------------------------------------------
MEME KANSERİ NASIL TEŞHİS EDİLİR?

Gerek hasta ve gerekse hekim tarafından memede bir şiş tespit edildiği zaman, her şeyden önce bu şişin tabiatının kesin bir şekilde araştırılması gerekir. Bunu da en iyi yapacak hekim; meme hastalıklarıyla uğraşan bir cerrahtır. Genel olarak izlenecek yol aşağıdaki gibidir:

· Hastanın şikayetlerinin ve hastalığın hikayesinin dinlenmesi, hastanın
sorgulanması. Yani tam ve ayrıntılı bir anamnez alınması.

· Memelerin gözle ve elle fizik muayenesi, hastanın sistemik muayenesi.

· Teşhise yardımcı olabilecek tüm tanı yöntemlerinden yararlanılması. Bunlar:

ü Mammografi

ü Ultrasonografi

ü Biyopsi yöntemleri

o İnce iğne aspirasyon biyopsisi.

o Kalın iğne biyopsisi.

o İnsizyonal biyopsi.

o Eksizyonal biyopsi

o Ameliyat esnasında çıkarılan dokunun dondurularak kesilmesi ve mikroskop altında incelenmesi (Frozen section)’dır.

Meme hastalarını ilk defa hangi hekim görmeli ve muayene etme­lidir? Bugün için memleketimizde; cerrah, kadın doğum hastalıkları uzmanı, endokrinolog, medikal onkolog, radyasyon onkoloğu ve iç hastalıkları uzmanları meme hasta­larını ilk defa görmekte ve muayene etmektedirler. Kanımıza göre; hasta memesinde bir şiş tespit ettiği zaman, paniğe kapılmadan ve ihmal etmeden ilk defa meme hastalıklarıyla uğraşan bir cerraha başvurmalıdır. Erken devrelerde teşhis edilen ve cerrah tarafından primer (ilk) tedavisi uygulanan meme kanserli hastalarda iyileşme ve kanserden kurtulma oranı oldukça yüksektir.

--------------------------------------------------------------------------------
KADINLARIMIZA MEME KONTROLÜ KONUSUNDA ÖNERİLER

Kadınlarımız kendi memelerini ne zaman muayene etmeli, hekim kontrolü ve mammografik kontrol ne zaman yapılmalıdır?

Yaş
Kadınların kendi memelerini mua.
Hekim kontrolü
Mammografi

20-40
Her ay
Üç senede bir
Bir defa (39 yaş)

40-49
Her ay
Senede bir
Her sene

50 ve üstü
Her ay
Senede bir
Her sene

20 ile 40 yaşlar arasında: Memelerinizi her ay muayene ediniz, üç senede bir meme hastalıkları ile uğraşan bir cerraha giderek kontrol ettiriniz ve 35 ile 40 yaşları arasında, daha sonraki kontrollerde karşılaş­tırma imkanı sağlamak üzere, bir defa mammografi çektiriniz.

40 ile 50 yaşlar arasında: Memelerinizi her ay kendiniz muayene ediniz, her sene meme hastalıktan ile uğraşan bir cerraha giderek kontrol ettiriniz ve her sene mammografi çektiriniz.

50 yaş ve bunun üzerinde: Memelerinizi her ay kendiniz mua­yene ediniz, her sene meme hastalıklarıyla uğraşan bir cerraha giderek kontrol ettiriniz ve her sene mammografi çektiriniz.

--------------------------------------------------------------------------------
MEME BAŞI AKINTILARI

Meme başından akıntı gelmesi sık görülmeyen bir belirtidir. Akıntı sıkma ile veya kendiliğinden (spontan) gelebilir. Meme başından gelen akıntıların tipleri değişik olabilir; sarı su kıvamında, kanlı, süt görünümünde, sarı veya yeşil renkte, cerahate benzer şekilde gri renkte olmak üzere.

Meme başı akıntıları fizyolojik veya memedeki bir hastalığa bağlı olarak patolojik kaynaklı olabilir. Ayrıca gebeliğe bağlı olmayan veya emzirmenin kesilmesinden sonra uzun süre devam eden anormal laktasyon durumları da mevcuttur. Memede bir hastalığa bağlı olarak gelişen akıntıların en önemli özelliği kendiliğinden gelmeleridir. Hastalar bu akıntıyı sutyenlerinde, geceliklerinde veya fanilalarında bir kirlenme gördükleri zaman fark ederler.

Akıntının tipi memedeki olayın selim veya habis karakterde olduğunu gösteren kesin bir kriter değildir. Sarı renkte su kıvamında olan bir akıntı kansere bağlı olabilir veya fibrokistik bir hastalıkta kanlı bir akıntı müşahede edilebilir. Ancak meme kanserlerinde görülen akıntılar çok defa kanlıdır. Bazı hastalarda her iki meme başından veya aynı meme başında birkaç kanal ağzından akıntı gelebilir.

Meme başından akıntı gelen hastaların yaklaşık yarıya yakın bir kısmında memede ele gelen bir şiş veya tümöral bir kitle bulunmayabilir. Bu durum memede bir hastalığın mevcut olmadığını göstermez.

Fizyolojik Kaynaklı Meme Başı Akıntıları: Memede bir hastalık olmaksızın sistemik nöroendokrin nedenlere bağlı olarak ortaya çıkarlar. Böyle akıntılar aşağıda belirtilen du­rumlarda oluşurlar:

· Uzun süre doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda

· Gebeliğin orta veya son üç ayında

· Menstrüasyon sırasında memeleri süratle büyüyen genç kadınlarda

· Menopoza yaklaşmış bazı kadınlarda

Patolojik Kaynaklı Meme Başı Akıntıları: İntraduktal papillom, kanser, fibrokistik hastalık ve duktus ektazisi gibi bazı meme hastalıklarında meme başından akıntı gelebilir. Bu akıntıların en önemli özelliği herhangi bir sıkma işlemi olmaksızın kendiliğinden gelmeleridir.

Anormal Laktasyon: Meme başından gelen akıntılar süt kıvamındadır. Bu akıntılar fizyolojik, farmakolojik, patolojik ve fonksiyonel nedenlere bağlı olarak ortaya çıkarlar. Meme başlarından süt kıvamında akıntı gelmesine neden olan fizyolojik neden; memelerin ve meme başlarının aşın derecede ellenmesidir. Bazı ilaçlar farmakolojik olarak meme baş­larından süt kıvamında akıntı gelmesine neden olabilir. Vücutta değişik organların çok sayıdaki hastalığı yine süt kıvamında akıntılara yol açabilir.

Meme başından akıntı gelen hastalarda; akıntıya neden olan olayın kesin olarak aydın­lanması gerekir. Zira böyle bir akıntı kansere de bağlı olabilir. Bunun için; mammografi ve akıntının sitolojik incelemesi dahil tüm tetkikler yapılır. Kesin tanı biyopsi ve histopatolojik tetkik ile konur. Kesin tanıdan sonra da tedavi uygulanır.

--------------------------------------------------------------------------------
MEME KANSERİ BELİRTİLERİ NELERDİR?

Meme kanserinin belirtileri her hastada aynı değildir. Bazı kadınlarda görülebilen hiç bir belirti olmayabilir. Her kadında hastalık aynı seyri göstermeyebilir. Bazen hastalık ile ilgili belirtiler; kendi memelerini mua­yene eden kadınlar tarafından bulunamaz ve hekim kontrolünde tespit edilebilir. Bunun için muntazam hekim kontrolü ve mammografi çektiril­mesi önemlidir.

Meme kanserinde; gözle ve elle yapılan muayenede tespit edilebilecek belirtiler şunlardır:

· Şiş - Meme kanseri; hastaların büyük bir kısmında, memede çok defa ağrısız, küçük bir şiş şeklinde ortaya çıkar. Hastalık ilerledikçe şiş büyür.

· Memede büyüme, küçülme veya büzülme

· Meme cildi ile ilgili belirtiler:

ü Meme cildinde kırmızılık, morluk, genişlemiş damarlar

ü Meme cildinde çöküntü (retraksiyon)

ü Meme cildinde portakal kabuğu görünümü (ödem)

ü Meme cildinde yara (ülserasyon)

ü Meme cildinde küçük şişler

· Meme başı ve onun çevresindeki renkli kısımla (areola) ilgili belirtiler:

ü Meme başının çevresindeki renkli kısımda (areola) şekil, büyüklük ve renk bakımından değişiklik

ü Meme başında: genişleme, düzleşme, içe doğru çökme, yön değiş­tirme, kabuklanma, çatlak, kırmızılık ve yara

ü Meme başından akıntı

· Koltuk altında şiş

Belirtilen bu meme değişiklikleri ile birlikte ağrı olabilir veya olma­yabilir.

Memesinde yukarıda belirtilen belirtilerden birini veya bir kaçını fark eden bir kadın, paniğe kapılmadan ve ihmal etmeden hemen hekimine başvurmalıdır.

--------------------------------------------------------------------------------
MEME KANSERİ GELİŞME RİSKİMİ NASIL AZALTABİLİRİM?

· Bugüne kadar meme kanserinin gelişmesini önleyen herhangi bir yöntem bulunamamıştır. Ancak meme kanserinin erken teşhis ve tedavisi; hastanın kanserden kurtulmasını ve hastalıksız yaşamasını sağlayan en iyi önlemdir. Bunu sağlamak için yapmanız gereken işlemler şunlardır:

Memelerinizi her ay muayene ediniz.

40 yaşından sonra meme hastalıkları ile uğraşan bir cerraha her sene muayene olunuz

40 yaşından sonra her sene muntazam mammografi çektiriniz.

· Her ay muntazam olarak yaptığınız muayeneler ile memelerinizin normal görünümlerini ve yapılarını öğreniniz. Böylece ilerde oluşabilecek herhangi bir değişikliği erken bir devrede fark edilebilirsiniz.

· Meme kanserinin belirtilerini öğreniniz.

· İdeal kilonuzu muhafaza ediniz ve şişmanlamaktan kaçınınız.

· Şişmanlık ayrıca kalp hastalığı, hipertansiyon ve şeker hastalığı gibi hastalıklara yakalanma olasılığınızı da arttırır.

· Beslenmede hayvansal ve bitkisel yağların miktarını azaltınız.

· Daha ziyade posa bırakan lifli gıdalar, sebze ve meyveler yi­yiniz. A ve C vitamininden zengin besinleri tercih ediniz.

· Sigara içmeyiniz ve aşırı miktarda alkollü içki almayınız.

--------------------------------------------------------------------------------
Değişik organlarda veya dokularda oluşan kanserler birbirlerine benzerler mi?

Değişik organlarda veya dokularda ortaya çıkan kanserlerin tipleri, seyirleri, tedaviye cevap verme durumları, sıklık ve ölüm oranları farklıdır. Hatta aynı organ veya dokuda gelişen, ancak tipleri farklı olan kanserlerin seyirleri ve tedaviden yararlanma durumları da farklılık gösterir. Örneğin; tiroid bezinde oluşan papiller ve foliküler kanserler yavaş büyürler ve tedaviye iyi cevap verirler. Buna karşılık yine tiroid bezinde gelişen anaplastik kanserler, yalnız tiroid bezinde değil, insan vücudunda oluşan tüm kanserler içinde en habis olanlarıdır. Bu tip kanserlerin bulunduğu hastaların büyük bir kısmı, teşhisin konulmasından sonraki 6 ay içinde kaybedilir.

--------------------------------------------------------------------------------

Rahim kanserine karşı ne gibi önlem alınmalıdır?

Tüm kadınlar senede bir defa genital organlarını muayene ettirmelidir. Bu muayene esnasında vajinadan alınan sıvının mikroskop altında incelenmesi, rahim kanserinin erken teşhisinde büyük faydalar sağlar. Doğum esnasında veya bunun dışında genital organlarda oluşan tüm yaralar ve bütün anormal akıntılar tedavi edilmelidir. Adet kesilmesinden (menopoz) önce görülen düzensiz kanamalar ve adet kesilmesinden sonra ortaya çıkan her kanama kesinlikle hekim muayenesini gerektirir.

--------------------------------------------------------------------------------

Meme kanseri erkeklerde görülür mü?

Meme kanseri özellikle kadınların hastalığıdır. Erkeklerde çok nadiren görülür. Meme kanserli 100 kadın hastaya karşılık, meme kanserli l erkek hastaya rastlanmaktadır.

--------------------------------------------------------------------------------
Kadınlarda ençok görülen kanser hangisidir?

Kadınlarda en çok görülen kanser; meme kanseridir? Yaşamları boyunca her 10 kadından birinde meme kanseri gelişmektedir. Yine kadınlarda; akciğer kanserinden sonra, en çok ölüme neden olan kanser meme kanseridir.

--------------------------------------------------------------------------------
Kanser bulaşıcı bir hastalık mıdır ?

Hayır, kanser bulaşıcı bir hastalık değildir.

--------------------------------------------------------------------------------
Sigara Akciğer Kanserine Neden Olur mu ?

Uzun süre sigara içen şahıslarda akciğer kanseri görülme oranı, sigara içmeyendekilere nazaran çok daha yüksektir. Akciğer kanserinden korunmak için sigara içilmemesi gerekir. Zira sigara içmeyenler akciğer kanserine daha az tutulurlar.

--------------------------------------------------------------------------------

Kanserin Sebepleri Nelerdir ?

Kanserin nedeni (veya nedenleri) henüz bilinmemektedir. Bununla beraber şua, güneşe fazla maruz kalma, devamlı tahriş, sigara, bazı kimyevi maddelerle temas v.s. gibi bazı faktörlerin kanser oluşumunda rol oynamaları ihtimal dahilindedir. Bugün dünyanın bir çok merkezinde kanserin nedenini araştırmak amacıyla geniş araştırma ve çalışmalar yapılmaktadır.

--------------------------------------------------------------------------------

Ençok görülen kanserler hangileridir?

Kadınlarda en çok görülen kanserler sıklık sırasıyla; meme kanseri, sindirim organları kanserleri (yemek borusu, mide, ince barsak, kalın barsak, kalın barsağın son kısmı kanserleri), genital organların kanserleri, akciğer kanseri ve deri kanseridir.
Erkeklerde en çok görülen kanserler sıklık sırasıyla; prostat kanseri, sindirim organları kanserleri (sindirim organlarının tüm kanserleri), akciğer kanseri ve deri kanseridir.

--------------------------------------------------------------------------------
Kanser tedavisi nasıl yapılır?

Kanser tedavi edilebilen bir hastalıktır. Ancak şifa için hastalığın erken devrede teşhis ve tedavi edilmesi gerekmektedir. Kanser tedavisi konularında uzmanlaşmış hekimlerin bulunduğu hastanelerde, değişik branştaki hekimlerin oluşturduğu bir ekip (cerrah, radyoterapisi, kemoterapist, patolog) tarafından yapılır. Herhangi bir sağlık merkezinde gelişigüzel uygulanan bir tedavi; hastaya bir fayda sağlamadığı gibi, zararlı da olabilir. Kanser tedavisinde kullanılan yöntemler: Cerrahi tedavi, radyoterapi, kemoterapi, hormon tedavisi ve radyoaktif iyot'tur. Bu tedavi yöntemleri; hastanın ve hastalığın durumuna, tümörün histopatolojik özelliklerine göre, belirli kurallar göz önünde tutularak planlı bir şekilde uygulanır. Kanser evlerde yapılan bazı ilaçlar ve gizli formüllerle tedavi edilemez.

--------------------------------------------------------------------------------
KANSER NEDİR ?

 

İnsan vücudunda (doku ve organlarda) gelişen tümörler; iyi huylu (selim) veya kötü huylu (habis) olabilir. Habis tümörler kaynak aldıkları hücrelere göre; kanser (epitel hücrelerinden kaynağım alır) veya sarkom (mezenkim hücrelerinden kaynağını alır) olarak isimlendirilir.

Selim tümörler genellikle yuvarlak, sınırları düzenli, kolayca hareket ettirilebilen, kapsüllü kitlelerdir. Çoğunlukla kıvamları serttir. Ancak bazı selim tümörler elastik kıvamda veya yumuşak olarak hissedilebilir. Selim tümörler çevre dokuları iterek ge­lişirler ve bu gelişme esnasında çevredeki dokuların içine girip istila etmezler. Uzak doku ve organlara yayılmazlar. Bu tümörler kapsülleri ile birlikte tamamen çıkarılırlarsa; yeniden aynı yerde gelişmezler, yani nüks etmezler.

Habis tümörlerin kıvamları oldukça serttir ve sınırları çok defa düzensizdir. Hızlı büyüyen oluşumlardır. Ancak her tümörün gelişme hızı farklıdır. Habis tümörlerin gerçek bir kapsülü yoktur. Habis tümörlerin başka bir özelliği de yayılmalarıdır. Bu yayılma; komşu dokuları istila etme şeklinde yerel veya uzak dokulara yayılma (metastaz) şeklinde olabilir. Habis tümör hücreleri kan damarları veya lenf yolları vasıtasıyla uzak doku ve orlara taşınarak oralarda yeni tümör kitlelerinin (metastatik tümör) gelişmesine neden olabi­lirler. Metastazlar; akciğer, karaciğer ve lenf bezlerinde daha sık görülür.

Kanser; vücudun bir organ veya dokusunda beliren bazı anormal hücrelerin kontrolsüz ve düzensiz bir şekilde çoğalması sonucu ortaya çıkan kötü tabiatlı bir hastalıktır. Çoğalan bu hücreler (kanser hücreleri) bir araya gelir ve tümör olarak isimlendirilen bir kitle oluştu­rurlar.

Normal vücut hücreleri bir düzen içinde büyür, bölünerek çoğalır ve ölürler. Yaşamın erken dönemlerinde, kişi gelişmesini tamamlayana kadar, normal hücreler hızla bölünerek çoğalırlar. Gelişme tamamlanınca normal hücreler yalnız yıpranan veya ölen hücrelerin yerini almak veya travmada tamir işlemini gerçekleştirmek için bölünür ve çoğalırlar. Buna karşılık kanser hücrelerinin çoğalması sürekli olduğundan, tümör kitleleri de devamlı büyür­ler. Kanser hücreleri çevre dokuları istila ederek buraları tahrip ederler. Ayrıca kana ve lenf sıvısına katışarak, kan ve lenf yoluyla vücudun diğer kısımlarına yayılır ve yeni tümör odaklarının oluşmasına yol açarlar. Başka doku ve organlarda oluşan bu tümör odakları “metastaz” olarak isimlendirilir. Buralarda da kanser hücreleri çoğalmaya ve tümör odakları büyümeye devam ederler.

Lösemi bir çeşit kanser olmasına rağmen genellikle tümör oluşturmaz. Bunun yerine kanser hücreleri kan ve kan yapan organları (kemik iliği, lenfatik sistem ve dalak) tutarlar.

Kanser kaynak aldığı vücut kısmına ve mikroskobik görünümüne göre isimlendirilir. Örneğin: meme kanseri, akciğer kanseri, deri kanseri, mide kanseri gibi. Değişik tipteki kanserlerin büyüme hızları, yayılma şekilleri ve farklı tedavilere verdikleri cevap da değişik olur. Bu nedenle kanserli hastalarda tedavi de hastalığın tipine göre düzenlenir.

Bu belirti veya bulgulardan herhangi biri, iki haftadan daha uzun bir süreden beri mevcutsa; hekime başvurulması gerekir. Bunlar kansere bağlı olmayabilir. Ancak bir hekim tarafından değerlendirmenin yapılması gerekir. Hekime müracaattaki amaç; hasta­lığın bin evvel teşhis ve tedavisini sağlamaktır.

Sol Menü
Op Dr Ömer Gürer
Op Dr Ömer Gürer
 
Prof Dr. Nurettin Lüleci
Uzmanlar
 
Diğer Uzmanlarımız
Kanser Deşifresi Uzmanları
 
Bitkisel Ürünler
Bitkisel ekstraktlar
 
Sarı Kantoron Ekstraktı
 
ısırgan ekstraktı
 
Kırkkilit Ekstraktı
 
Aynı Safa Ekstraktı
 
Meyan Ekstraktı
 
Zencefil Ektraktı
 
Zerdecal Ektraktı
 
Civan Perçemi Ektraktı
 
Ginkgo Biloba Ektraktı
 
Enginar Yaprağı Ektraktı
 
Hayit Ektrakti
 
Zeytin Yaprağı Ektraktı
 
Üzüm Çekirdeği Ektraktı
 
XPS6
 
XPS6
 
Untitled Document
Kanser, Kanser Tedavisi, Kanser Deşifresi, Alternatif kanser Tedavisi, Bitkisel kanser Tedavisi, Kanser Tedavileri, kanser ve tedavisi, kanserde Tedavi, kansere çare, kanserin Çaresi
Her hakkı Kanser Deşifresi Ekibine Aittir. İzin alınmadan kopyalanamaz ve çoğaltılamaz. Bu sitedeki içerikler bilinçlendirme amacı ile, araştırmacı doktorlar tarafından, önemli araştırmalar sonucunda kaynağı güvenilir ortamlardan derlenmiştir. Lütfen Doktorunuza Danışın
Destekleyenler