Beyin Tümörü

Ana Sayfa » Kanser Türleri » Beyin Tümörü » Beyin Tümörü

beyinBeyin tümörleri genellikle birincil ya da ikincil olarak sınıflandırılırlar ve bunlar (genellikle) vücudun herhangi bir yerinde başlayıp beyne metastaz yapanlar ve beyinde oluşanlardır. 9 yaş altı ve 55 yaş üstü daha sıklıkla görülen beyin kanserlerine, beyaz ırkta ve erkeklerde daha çok rastlanır. Beyin kanserlerinin belirtileri tıbbi olarak teşhisi zorlaştıracak şekilde zaman zaman yok olup zaman zaman ortaya çıkabilirler. Yukarıdaki belirtiler söz konusu olduğunda kafa içi basıncın artmasından şüphelenerek tam bir teşhis için beyni görüntülemek gerekir ve bu amaçla beyin tomografisi ve MRG çekilir. Beyin tümörleri kafatası içerisinde büyüyerek beyin üzerine baskı yaparlar. Bulundukları bölgeye ve baskı altında tuttukları beyin alanına göre belirtiler verirler. Ancak kafa içinde yer kaplayan bütün vakalarda olduğu gibi öncelikle kafa içi basıncın artmasına bağlı belirtileri gösterirler.. Tümör düzensiz bir şekilde büyümeye devam eder ve genişleme, büyüme imkanı olmayan kafatası içerisinde beyin üzerine baskı yapmaya başlar. Beyin baskı altında normal görüntüsünü kaybeder ve işlevlerini yerine getiremez.

Beynin her iki yarım küresi simetrik olarak yerleşmiştir. Her iki tarafta düzenli sınırlarla ayrılmışlardır. Bu normal yapıya giren herhangi bir yer kaplayan oluşum, simetrik yapıyı bozacak ve beyin üzerine baskı yapacaktır.

Beyin Tümörleri iki çeşittir

1- İyi huylu tümörler:
Beyin dokusundan kolaylıkla ayrılabilir ve tamamına yakını çıkartılabilir. Bu nedenle operasyon sonrası sonuçları iyidir. Ancak tümör her ne kadar iyi huylu da olsa beyinde bulunduğu bölge hayati önem taşıyan bir bölge ise, ameliyat sonrası sonuçlar maalesef yüz güldürücü olmayabilir. Yavaş üreme hızına sahip olmalarına rağmen öldürücü olmasalar dahi vücutta kalıcı harabiyete ve işlev bozukluklarına sebep olabilirler.

2- Kötü huylu tümörler:
Çok hızlı üreyen, çamur kıvamında ve operasyonla alınması oldukça zor olan tümörlerdir. Ameliyat edilseler dahi belli bir süreçten sonra tekrar nüksederek, beyne baskı yapmaya devam ederler. Ameliyat sonrası 5 yıl yaşama şansı veren tümörler olduğu gibi, 5-6 ayda da hastanın ölümüne sebep olacak türleri mevcuttur.

*Glioblastoma Multiforme:
 Tüm Glial tümörlerin %48’ini oluşturur. Genellikle tek taraflı (sağ veya sol lob) olmakla birlikte, karşı lob’a da yayılabilirler.Tedavi edilmezse, beklenen yaşam süresi 6-8 ay kadardır.

*Astrositom: Tüm beyin tümörlerinin %12’sini, Glial tümörlerin ise %25’ini oluşturur. Bu tür tümörler, geniş alanlara yayıma eğilimi gösterirler. Tümör hücre tipine göre, yaşam süresi 5 yıla kadar uzayabilir.

*Oligodendrogliom: Tüm Glial Tümörlerin %5’ini oluştururlar. Diğer Gliom’lara göre, belirgin sınırlı ve sert kıvamlıdırlar. Beyin boşluklarında (karıncıklar) içinde gelişen tiplerine daha çok çocukluk çağında rastlanır ve bunlar kötü gidişlidirler, yaşam süresi 5 yıla kadar uzayabilir.

*Ependimom: Glial Tümörlerin %4’ünü oluştururlar. Beyin karıncıkları içindeki Ependim hücrelerinden orijin alırlarsa da, beyin dokusu içinde de gelişebilirler. Tümör hastalarının %26’sı 5 yıl veya daha uzun yaşayabilmektedir.

KAN BEYİN BARİYERİ

İlk olarak 1880 yılında Paul Ehrlich tarafından kan ve beyin arasında seçici geçirgen bir yapı bulunduğu ileri sürüldü. Kan-beyin bariyeri (K-BB) kavramı ilk defa 1902 de Alman mikrobiyolog P. Ehrlich tarafından geliştirildi. Tripan mavisi intravenöz olarak hayvanlara uyguladığında beyin hariç diğer organların boyandığını gördü ve K-BB olarak ifade etti. K-BB, Broman (1940)’ın ifade ettiği gibi beyin kapiller endotel hücrelerinin spesifik yapısı ile açıklanmıştır. Kan-beyin bariyeri, beyni kanda dolaşan zararlı maddelerden ve toksinlerden korurken, serebral hücre fonksiyonları için gerekli besinlerin geçişine izin veren özelleşmiş karmaşık sellüler bir sistemdir.1

Kan-beyin bariyerinin anatomi ve fizyolojisi
Kan-beyin bariyerini meydana getiren önemli elemanlar kabaca şöyle sıralanabilir:
1. Kapiller damarların endotel hücreleri
2. Perisitler (adventitia-damar çeperinin dış tabakasındaki hücreler)
3. Astrositler
4. Bazal membran
5. Koroid pleksus ve pia-araknoid zarlar.

Merkezi sinir sistemi kapillerinin periferik kapillerden farklı olarak bazı karakteristik özellikleri vardır.
Beyin kapillerini oluşturan endotel hücreler arasında TJ denilen sıkı bağlantı bölgeleri bulunur ve devamlı bir bazal membrana sahiptirler. Bu bağlantılar K-BB endotel hücreleri arasynda yüksek bir elektrik direnci oluştururlar ve diğer dokularda 3.33 W/cm2 iken K-BB de 1500.2000 W/cm2 olur3. Bunun sonucunda parasellüler permeabilite düşer. Molekül ağırlığı 10.000.in altındaki moleküllerin geçişine izin veren porlar ve fenestrasyonların yokluğu ile periferik kapillerden farklı özellik gösterirler.

Suda çözülen maddelerin kandan santral sinir sistemine geçişini, serebral parankime penetrasyonunu kısıtlayan kan-beyin bariyeridir. Koroid pleksus epitelyal hücreleri arasında penetrasyonu kısıtlayan kan-beyin omurilik sıvısı (BOS) serebral endotelyal hücreler arasında bulunan gergin zonula okludens denilen birleşme yerleri tarafından sınırlanır. Ancak, bazı özelleşmiş transport sistemleri glukoz, aminoasit ve özellikle nörotransmitterlerin prokürsörlerinin geçişine imkân sağlanır Beyin damarlanması erken embriyonik dönemde oluşur ve bu dönemde endotel hücreleri vücudun diğer kısımları gibi fenestrasyonlara sahiptir. Endotelyal dokunun nöral doku ile penetrasyonundan kısa süre sonra fenestrasyonlar giderek artan bir oranda azalmaya başlar .

Fizyolojik koşullarda nöronların homeostazisini sağlayan K-BB, hem yapısal hem de metabolik bariyer ile beyni kandaki deği?imlerden koruma, selektif transport kan ve beyindeki maddelerin metabolizma ve modifikasyonu ile nöronlar için optimum bir ortam sağlar. Ayrıca K-BB permeabilitesinin artması, vazojenik beyin ödemi gelişmesine neden olduğu için klinikte önemlidir.

Kan-Beyin Bariyerinden Madde Geçişi
Özel maddelerin K-BB.inden geçişi ve beyine girişleri, primer ve sekonder olmak üzere birçok faktöre bağlıdır. Primer (K-BB.e ait) faktörler; maddenin molekül ağırlığı, molekülün konformasyonal değişim kabiliyeti, hücrenin enzimatik sabitliği, hücresel sekresyon, akıma karşı afinite (PGP: P-glycoprotein), hidrojen bağlayıcı potansiyeller, taşıyıcılaralara karşı afinite ve mevcut patolojik durumlaryn etkisi olarak sayılabilir. Sekonder veya periferik faktörler ise, sistemik enzimatik sabitlik, plazma protein bağlayıcıların afinitesi, serebral kan akımı ve mevcut patolojik durumların etkisi (21). Transport sistemleri genellikle K-BB’nin luminal yüzünde bulunur. Beyinden kana geçişine izin veren sistemler ise K-BB’nin abluminal yüzünde bulunur. K-BB’den transport şekilleri; basit difüzyon, kolaylaştırılmış difüzyon, aktif transport, veziküler transport olarak sıralanabilir. K-BB.den madde transportunda maddenin lipitte çözünürlüğü, difüzyon yeteneği, molekül ağırlığı, elektrik yükü önemlidir. K-BB, beyne terapötik ilaçlaryn geçi?inde hız sınırlayan bir faktördür .2

 

Beyin Tümörü Bitkisel Tedavisi Beyin Tümörü Bitkisel Tedavisi

İmmu-Nat bünyesinde, Türkiye ve dünyada ‘Fitoterapi’...

Beyin Tümörü Tedavisi Beyin Tümörü Tedavisi

Beyin Tümörü Tedavi Şekilleri:  Beyin tümörlerinin tedavisi...

Beyin Tümörü Belirtileri Beyin Tümörü Belirtileri

Tümörler beynin bölümleri olan frontal, paryetal, oksipital...

Beyin Tümörü Nedenleri Beyin Tümörü Nedenleri

Beyin tümörlerinin nedenleri kesin olarak bilinmemektedir....

Beyin Tümörü Beyin Tümörü

Beyin tümörleri genellikle birincil ya da ikincil olarak sınıflandırılırlar...