KANSER TEDAVİSİ

Ana Sayfa » KANSER TEDAVİSİ

Kanser tedavilerini, Klasik Kanser Tedavisi ve Alternatif Kanser Tedavisi olarak iki ayrı guruba ayırmak mümkündür. Klasik Kanser Tedavi yöntemlerinin yetersiz kalmasından dolayı dünyanın bir çok ülkesinde olduğu gibi ülkemizde de kanser hastalarının çoğu Alternatif Kanser Tedavisi metotlarına başvurmaktadırlar. Kanser tedavi yöntemlerini aşağıdaki gibi başlıklar halinde sıralamak mümkündür.

Bitkisel Kanser Tedavisi
Alternatif Tedaviler içerisinde yer alan Bitkisel Tedavide, kullanılan bitki ekstraktları uygulaması başlatılmadan önce, hastalığın türü, varsa metastazı (yayılması), evresi (yoğunluğu), hastanın piskolojik konumu (morali), aile piskolojisi, beslenme alışkanlıkları, yaşadığı coğrafi bölge, önceden uygulanmış veya uygulanmamış klasik modern tıp tedavi yöntemleri, uzmanlar tarafından incelendikten sonra, hastaya özel uygulanan bitkisel destek tedavi yöntemidir. Her evredeki her kanser türünü %100 tedavi edebildiği garanti edilmemektedir.

Bitkisel tedavi, klasik modern tedavi yöntemleri olan Cerrahi, Kemoterapi, Radyoterapi gibi yöntemlerin öncesinde tek başına, esnasında destekleyici, sonrasında da tamamlayıcı olarak kullanılabilen bir yöntemdir.

Bitkisel Tedavi, klasik tıp tedavi yöntemlerinin, yetersiz kaldığı ve uygulanamadığı birçok hastalıkların tedavisinde yardımcıdır. Çağımızın vebası olarak adlandırılan kanserin tedavisini, bazı bitki, kök ve hücrelerin fermantasyona uğratılıp defalarca distilasyon edilerek elde edilen Bitki Ekstraktları, gıda takviyesi olarak sağlamaktadır. Bitki ekstaktları bir bedene uygulandığı andan itibaren bedenin genetik yapısında bulunan tüm savunma sistemlerini güçlendirilerek, insan bedeninin kendi kendini onarabilme kapasitesini arttırır. Dünyada, kanser hücrelerini yok edebilecek tek güç yine insan bedenin kendisinde bulunmuştur.
Araştırmacı Adnan AKAR tarafından, Amerika, Rusya, Çin ve Japonya başta olmak üzere Dünyanın birçok ülkesinde kanser tedavisine yönelik alternatif metotlar bir araya getirilerek incelendikten sonra, ülkemizde geliştirilen bitki ekstraktları kimyasal veya sentetik hiç bir katkı maddesi içermemektedir.

Bitki ekstraktları Klasik Tıp tedavi yöntemlerinin (Kemoterapi, Radyoterapi, Cerrahi vb.) öncesinde veya sonrasında kullanılmaktadır. DNA Yapısının iç döngüsü hedef alınarak genetik kusur veya genetik hasarın tedavisi için DNA’ nın moleküler yapısındaki organik ve amino asitler zincirini güçlendirmeye yardımcıdır.

Cerrahi Kanser Tedavisi (Ameliyat)

Kanser hücrelerinin büyüme sebebi DNA hasarıdır. Normalde vücut bu hasarı tamir edebilirken, kanser hücrelerindeki hasarı onaramamaktadır. Kanser genellikle solid dediğimiz kitle formasyonundadır. Lösemi gibi bazı kanserler tümör formunda değildir. Tümörlerin tamamı kanser değildir, bu tümörler çok nadir istisnalar dışında vücutta başka yerlere yayılmazlar (metastaz) ve hayatı tehdit etmezler.

Cerrahi kanser tedavisinde ana prensip kitlesel formasyondaki kanserli dokunun, cerrahi yöntemlerle çıkarılıp, kanserli bölgenin temizlenmesidir. Kanserli organın/dokunun tümü ya da bir kısmı ameliyatla alınabilir. Bazı ameliyatlar, ufak cilt kanserlerini almak veya biyopsi gibi hafif cerrahi işlemlerdir. Diğerleri ise, kanserli dokunun vücutta bir organdan çıkarılması gibi büyük ameliyatları kapsamaktadır. Ameliyatlar ayrıca, vücudun bir bölümünü onarmak ya da yenilemek amacıyla da yapılabilir. (Örneğin, göğsün alınmasından sonra protez göğüs takılması gibi.)

Ameliyat öncesi kişiye genellikle genel anestezi uygulanmaktadır. Genel anestezi kişiyi uyutur ve etkisi geçinceye kadar ağrı hissetmesini önler. Bazen, anestezi uygulanan kişilerde, kendilerine geldikten sonra mide bulantısı görülebilir. Doktor ve hemşireler mide bulantısını azaltıcı ilaçlar verebilirler. Ameliyat herkesi farklı etkiler. Bazı kişiler birkaç günde iyileşir. Büyük bir ameliyat geçiren kişilerin iyileşmesi haftalar ya da aylar sürebilir. Ameliyat olduğunuzda, hemşire ya da doktorunuz iyileşme sürecinde vücudunuza nasıl bakacağınızı size açıklayacaktır. İyileşme süreci, beslenmenizi ve egzersiz miktarınızı etkileyebilir. Bu konuda ne yapacağınızı bilmiyorsanız, doktor veya hemşireye sorunuz.
Ameliyattan sonra biraz ağrı olması normaldir. İhtiyacınız olduğu sıklıkta ağrı kesici ilaç istemeyi unutmayınız. Ameliyat kanserin ilk tedavisi olabilir. Kişiye daha sonra kemoterapi ve/veya radyoterapi uygulanabilir.

Doktorunuza ameliyata ilişkin soracağınız sorular:
• Anestezi sonrası kendime geldiğimde ağrım olacak mı?
• Ameliyat sonrası kendime geldiğimde yemek yiyebilecek ve ayağa kalkabilecek miyim?
• Vücudumda tüpler olacak mı? Nerede ve Ne için?
• Ameliyat sonrası iyileşmemde yardımcı olmak için neler yapabilirim?
• İhtiyacım olacak diğer tedavi yöntemleri nelerdir?
• Vücudumun bağışıklık sistemini güçlendirmek için Zerdeçal Ekstraktı kullanmalı mıyım?

Kemoterapi Kimyasal Tedavi (İlaç Tedavisi):

Kemoterapi, normal hücrelere olası en az zararı vererek, kanserli hücreleri öldürebilen bir ilaç tedavisi yöntemidir. Kemoterapi, kanserli hücrelerin çoğalmasını engeller. Kemoterapi bazen kanser için ilk uygulanan tedavi yöntemidir. Bununla beraber, kemoterapi genellikle diğer tedavilerden sonra uygulanmaktadır. Kemoterapi, ameliyat veya radyoterapi tedavisinden etkilenmeyen kanserli hücrelerin öldürülmesinde yardımcı olabilir.
Bazı kişilerin hastanede yatarak tedavi olmaları gerekir. Bazı kişiler ise, kemoterapi tedavisi için birkaç saatliğine hastaneye gelebilirler. Bazı durumlarda tedavi evde uygulanabilir. Kemoterapi genellikle iki veya üç haftalık aralarla, her seans birkaç saat olmak üzere birkaç gün uygulanır. Tedavi çoğunlukla birkaç ay boyunca belli bir süre uygulanır. Kemoterapi, genellikle damardan iğne ile uygulanır. Bazı kişilere, damardan düzenli kemoterapi uygulanmasında yardımcı olmak amacıyla derinin altına bir tüp yerleştirilir. Bu işlem, damarlarda çok fazla hasar olmasını engeller. Tüp, tedavi bitinceye kadar derinin altında kalmaktadır. Kemoterapi ayrıca, tabletler halinde, kaslara iğne aracılığıyla veya deri üzerine krem sürerek de uygulanabilir.

Kemoterapi geçici yan etkilere yol açabilir. Kusma ve mide bulantısı ile saç ve vücut tüylerinin dökülmesine neden olabilir. Mide bulantısı ve kusmanın giderilmesinde ilaçların yararı olabilir. Kemoterapi sırasında dökülen saç ve vücut tüyleri tedavi bittikten birkaç ay sonra yeniden çıkmaya başlar. Kemoterapi ayrıca, uzun dönemli yan etkilere de neden olabilir. Bu bağlamda, kişinin doğurganlığını etkileyebilir. Örneğin; adet kanamaları bir süre için ya da tamamen durabilir. çocuk sahibi olmayı planlıyor, ancak kemoterapi görmeniz gerekiyorsa, doktora bu konuda ne yapabileceğinizi sorunuz.
Örneğin; erkeklerin spermleri bir klinik veya hastanede saklanabilir.

Doktorunuza kemoterapiye ilişkin soracağınız sorular:
• Tedavi ne kadar sürecek?
• Tedavinin olası yan etkileri nelerdir?
• Tedavinin herhangi uzun dönemli bir yan etkisi var mı?
• Kemoterapi sırasında kendime bakmak için neler yapabilirim?
• Kemoterapi sırasında ve/veya sonrasında immünolojik tedavi için Zerdeçal Ekstraktı kullanabilir miyim?

Kemoterapi Süresince Kendinize Nasıl Bakacaksınız?

* Daha az ve sık yemek yiyin. Günde 5 – 6 defa atıştırma şeklinde tüketeceğiniz yemekler sindiriminize yardımcı olacaktır. Meyve kokteylleri bir öğün için iyi bir seçenektir.
* Yemek yedikten sonra uzanmayın. Sindirim için kendinize ve vücudunuza 1 saat izin verin. Mümkünse yemekten sonra kısa yürüyüşler yapmayı deneyin.
* Yemekte sıvı almayın. Bu şekilde, sindirim sıvılarınız tam güç çalışacak ve sindirimi hızlandırarak hazımsızlığı azaltacaktır. Yemek aralarında alabildiğiniz kadar sıvı alın (En azından yemeklerden 1 saat önce ya da sonra).
* Sebze ve meyve suları ve et/tavuk sulu çorba içmeye çalışın. Şekerden mümkün olduğunca uzak durun, eğer şekerli bir gıda yemek isterseniz, tahıldan elde edilen ürünleri deneyin.
* Şişmanlatıcı tüm gıdalardan uzak durun. Diyetinize dikkat edin ve taze meyve, buharda pişmiş ya da kaynatılmış sebzeler, hafif tahıl ürünleri ve proteinlerinizi tüketmeye devam edin.
* Eğer kusma ve şiddetli ishal yaşıyorsanız, sebze çorbalarını deneyin. Bu diyetin tuzla desteklemesi elektrolitlerinizi dengede tutacağı için, kendinizi güçsüz hissettiğiniz zamanlarda sizi ve vücudunuzu dengesizliklerden koruyacaktır.

Kemoterapi İlaçları

Kemoterapi İlaçları ve Yan Etkileri : Aşağıda listelenmiş halde kemoterapi ilaçları ve olası yan etkileri sunulmuştur. Akılda tutulması gereken önemli nokta her ilaç için bu yan etkilerin belli oranlarda görülebileceği veya bazı hastalarda hiçbir yan etkinin ortaya çıkmayabileceğidir.

BCNU (Carmustine): Uygulaması damar içine olarak 15 ile 45 dakika arasında değişmektedir. Daha kısa süreli infüzyonlarda; damarda şiddetli yanma ve kabarma görülmektedir. Yan etkileri arasında kemik iliği baskılanması görülmekte ve bu yan etki genellikle geç ortaya çıkmaktadır. Diğer yan etkileri, uygulanan damar boyunca yanma ve ağrı, yüzde kızarma, bulantı ve kusmadır. Az rastlanan yan etkiler arasında ise, çoğunlukla geri dönüşümlü olan karaciğer ve böbrek fonksiyonlarında bozulma görülmektedir. Uzun dönem tedavi olarak uygulandığı takdirde akciğerlerde hasar (toksisite) oluşmasına sebep olabilmekte (nefes darlığı yaratmakta) ve bu durumda ölüm riski yaratabilmektedir.

Bleomycin: Uygulaması damar içi, kas içi, deri altı veya intrakavital (akciğer zarı, karın zarı içine) olarak değişmektedir. Yan etkileri arasında, şiddetli ateş ve deri reaksiyonlarının (deride siyaha çalan renk değişimi) yanı sıra deride yanma ve iltihaplanma, tırnak yuvasında şişme ve kalınlaşma görülmektedir. Saç kaybı, kaşıntı ve baş ağrısı da görülebilecek yan etkiler arasındadır. 400U’ dan daha yüksek toplam doza ulaşılması durumunda yüksek akciğer toksisitesi riski gözlenmektedir.

Busulfan: Oral olarak uygulanmaktadır.Yan etkileri; düşük doz uygulandığında düşük lökosit sayısı, yüksek dozda uygulandığında ise pansitopenidir. Akciğerde nefes darlığına yol açan fibroza sebep olabilmekte, fakat bu nadiren ölümcül olmaktadır. Hormonal olarak, jinekomasti (meme dokusunda büyüme), testislerde hasar veya işlevsizlik, iktidarsızlık ve amenoreye (amonerrhea) neden olabilmektedir.Böbrek üstü bezi işlevlerinde bozulma ve deride siyahlaşma görülen yan etkileri arasındadır.

Carboplatin (Paraplatin): Damar içine uygulanmaktadır. Yan etkileri, kemik iliği baskılanması ve özellikle kanama riskini artıran trombositopenidir. Bunların yanı sıra, bulantı, kusma ve nefrotoksisite (böbrek hasarı), nörotoksisite (ayaklarda ellerde hissizlik ve karıncalanma) ve ototoksisite (duyma duyusunda azalma) de görülebilen yan etkiler arasında olsa da bunlar sisplatine göre nispeten daha azdır. Nadir görülen yan etkiler ise(%3′den daha az ) saç kaybı, deride kızarıklık, ağızda yara oluşumu ve soğuk algınlığı benzeri durumdur (ateş, üşüme, titreme, baş ağrısı, eklem ağrısı, kas ağrısı ).

CCNU (Lomustin): Ağız yoluyla uygulanmaktadır. Aç karnına alınmalıdır. Doz kısıtlayıcı yan etkileri; enfeksiyon riskini artıran kemik iliği baskılanması, kanama ve kansızlıktır. Diğer yan etkiler arasında ishal, iştah kaybı, uyuşukluk, koordinasyon bozukluğu yer almaktadır. Saç kaybı ve geçici karaciğer fonksiyon yetersizliği de ortaya çıkabilen yan etkiler arasındadır.

Chlorambucil (Leukeran):
Ağız yoluyla uygulanmaktadır. Kan hücrelerinden eritrosit, lökosit ve trombositlerin düşmesine sebep olan kemik iliği baskılanması doz kısıtlayıcı yan etkisidir. Yüksek dozda uygulandığında, merkezi sinir sistemi üzerinde nöbet ve koma gibi bazı etkileri görülmüştür. Çok sık olmasa da mide barsak sistemde ağrı ve kasılmalar ortaya çıkabilmektedir. Uzun dönem tedavi olarak kullanıldığında akciğerde hasar oluşumuna sebep olabilmektedir. Son olarak bu ajanın kullanılmasıyla sperm oluşumu baskılanabilmektedir.

Cholrodeoxyadenosine (Cladribine): Uygulaması sürekli damar içi infüzyonla 5 ile 7 gün arasında değişmektedir. Başlıca yan etkisi nötröfil ve lenfosit hücrelerinde görülen düşüştür. Bu düşüş bakteriyel enfeksiyonların oluşmasına meydan verirken, ilaçtan dolayı oluşan bağışıklık sisteminin baskılanması tehlikeli enfeksiyonların oluşmasına sebep olabilmektedir. Bu ilacı kullanan hastaların %50′sinde deride kızarıklık ve kurdeşen oluşumu görülmüştür.

Cis-platinum: Damar yoluyla veya vücut boşluklarına uygulanmaktadır.İlacı kullanacak hastanın sıvı dengesinin iyi olması gerekmektedir. Sıvı dengesinin yetersiz kalması durumunda, yan etkilerin daha şiddetli şekilde ortaya çıktığı kanıtlanmıştır.Böbrek fonksiyonları yetersiz olan, duyma güçlüğü çeken, daha önceden nöropatiye (periferal sinir sistemi hasarı) maruz kalmış veya cis-platin alerjisi olan hastalarda uygulanırken son derece tedbirli davranılmalıdır. Yan etkileri; bulantı-kusma, anafilaktik reaksiyonlar (hızlı nabız, hırıltı, düşmüş kan basıncı ve yüzde oluşan ödemler) , böbrek fonksiyonlarında bozulma, işitme zorluğu, ellerde ve ayaklarda karıncalanma ve hissizlik yaratan sinir hasarı, kanama ve enfeksiyona sebep olan kemik iliği baskılanması, elektrolit (sodyum, potasyum, magnezyum) dengesizlikleri ve kalp rahatsızlıklarıdır.

Cytarabine (Ara-C): Uygulaması deri altı, kas içi veya damar içi olarak yapılabilmektedir. Doz kısıtlayıcı toksisitesi, genellikle geç ortaya çıkan kemik iliği baskılanmasıdır. Uygulanan yüksek toplam dozlar, kalıcı merkezi sinir sistemi hasarına yol açabilmektedir. Beyincikte meydana gelebilecek hasar; konuşmada zorluk, yürümede zorlanma, görme mekanizmasında bozulma ve bazı nörolojik sorunlara yol açabilir. Beyincikte oluşan hasar, genellikle 50 yaş üstü hastalarda ortaya çıkmaktadır. Diğer ortaya çıkabilecek yan etkiler; deride kızarıklık, bulantı ve kusma, ishal, iştah kaybı, ağızda oluşan yaralar, geçici karaciğer fonksiyon bozukluğu, ateş, vücut ağrısı, deride kızarıklık ve gelişebilecek soğuk algınlığı benzeri tablodur. Nadiren akciğerlerde sıvı tutulumu meydana gelebilmektedir.

Cyclophosphamide (Endoksan): Damar içi yada ağız yoluyla uygulanmaktadır. Yan etkileri; kemik iliği baskılanması, hemorajik sistit (kanlı idrarla birlikte mesanede şiddetli yanma hissi), saç kaybı, elektrolit dengesizlikleri (özelikle sodyum), bulantı ve kusmayla ortaya çıkan gastrointestinal hasar ve nadir karaciğer fonksiyon bozukluklarıdır. Akciğerlerde hasarlanması görülebilir. Cinsel olarak; adet atlaması, testislerde ve yumurtalıklarda fonksiyon bozuklukları ortaya çıkabilmektedir. Kısırlık yapabilir.

Docetaxel (Taxotere): Uygulaması damar yoluyla yapılır. Doz kısıtlayıcı yan etkileri nötropeni (düşük kan akyuvar sayısı) ve nadiren düşük trombosit (kanda pıhtılaşmayı sağlayan hücre sayısında azalma) sayısıdır. Allerjik reaksiyonlara, akciğerde ve bacaklarda şişliklere neden olabilmektedir. Ellerde ve ayaklarda karıncalanma ve hissizlik yaratan sinir hasarı yapabilir.

Doxorubicin (Adriamycin): Kullanılan genel uygulamaları damar yoluyladır. Yan etkileri; kemik iliği baskılanması, stomatit (ağızda oluşan yara), bulantı, kusma ve nadiren ishaldir. Deride hiperpigmentasyon (deri renginde koyulaşma) ve tırnaklarda renk değişiklikleri yanı sıra, gözlerde yanma ve aşırı yaşlanma görülebilecek olası yan etkiler arasındadır. Fark edilebilir saç kaybına sebep olur. Radyoterapi almış hastalarda yenileyen yumuşak deri reaksiyonları görülmektedir.
Damar dışına sızması durumunda (Ekstravazasyon) sızıntı olan bölgede derin doku hasarına yol açabilir. Ekstravazasyon görülen hastaların %33′ünde ciltte derin yara oluşumu görülmüştür. Oluşan yaranın iyileşmediği durumlarda bazen cerrahi müdahale gerekebilmektedir.
Doksorubisin uygulamasının en önemli yan etkisi, kalp hasarı gelişimidir. Uygulanan doza bağımlı gelişen kalp hasarının tıbbi tedavisi oldukça zordur. Bu komplikasyonun ortaya çıkmasında etkili olan risk faktörleri; maksimum doz olan 550mg/m2 doza ulaşılması, hastanın 70 yaş ve üzeri olması, kalp bölgesinden radyoterapi almış olması ve geçmişte kalp krizi yada yüksek kan basıncı gibi kalp hastalıklarına sahip olmasıdır.

Etoposide (VP-16, VePesid): Uygulaması damar yoluyla en az 30 dakika şeklindedir. İlaç çok hızlı verildiği takdirde şiddetli hipotansiyon (düşük kan basıncı) ortaya çıkabilmektedir. Etoposid aynı zamanda ağız yoluyla da verilebilmektedir. İlacın damar dışına kaçmasından kaçınılmalıdır. Başlıca yan etkisi, kemik iliği baskılanmasıdır. Bulantı, kusma ve iştah kaybı ortaya çıkabilir. Diğer yan etkiler, saç kaybı, baş ağrısı, ateş ve düşük kan basıncıdır. Nadiren kalp krizi, kalp yetmezliği, sinir hasarı, yorgunluk, uyku, ve eller-ayaklarda karıncalanma ortaya çıkabilir. Ayrıca lösemi (kan kanseri) gelişim riskinde artış olabileceği görülmüştür.

5-Flourouracil (5-FU): Damar yoluyla ve bazı vücut boşluklarına uygulanabilmektedir. Yan etkileri, bulantı, kusma, ağızda yara (stomatit-mukozit) oluşumu, yemek borusunda yaralar ve mide ülserleridir. Düşük lökosit sayısı görülebileceği gibi, saç kaybı ve tırnaklarda renk değişimi ortaya çıkabilmektedir. Cilt güneşe duyarlı hale geldiği için güneşten sakınma önerilmektedir. Baş ağrısı, görme bozuklukları ve yürürken denge kaybı (serebellar ataksi) gibi yan etkiler nadir görülen yan etkisidir. Göğüs ağrısı, ani ölüm ve düzensiz kalp atışları şeklinde bildirilen kalp hasarı vakaları mevcuttur fakat mekanizması bilinmemektedir. Ayrıca, deride kızarıklık ve kabarma, el-ayaklarda yanma hissine neden olabilmektedir.

Fludarabine (Fludara): Uygulaması damar yoluyla kısa süreli (30 dakika civarında) veya ağız yoluyladır. Yan etkileri arasında kemik iliği baskılanması bulunmaktadır. Bu durum enfeksiyon kapma riskini artırmaktadır. Diğer yan etkiler; bulantı, kusma, ishal (hastaların %30′u), hafif ve geçici böbrek ve karaciğer yetmezliğidir. Uyku ve deride kızarıklık nadiren görülen yan etkilerdir. Akciğerde iltihaplanma(interstisyel pnömoni) az görülür fakat birkaç hafta içinde geri dönüşüm göstermektedir.

Gemcitabine (Gemzaar): Uygulaması damar yoluyla 30 dakika civarındadır. Yan etkileri, kanama riskini artıran kemik iliği baskılanmasıdır (azalmış trombosit sayısı). Diğer yan etkileri; deride kızarıklık, ateş , bulantı- kusma ve grip benzeri tablodur.

Herceptin (Trastuzumab): Uygulaması damar yoluyladır. Tek başına verildiğine görülen yan etkiler, ishal, üşüme, ateş, baş ağrısı, baş dönmesi, düşük kan basıncı ve deride kızarıklıklardır. Kemoterapiyle birlikte verildiğinde kalbe yönelik yan etkileri artmaktadır. Kombinasyon şeklinde diğer ilaçlarla kullanıldığında görülen diğer bir yan etki ise hafif ve orta derecede üst solunum yolu enfeksiyonlarıdır.

Ifosfamide (Haloksan): Uygulaması damar yoluyla kısa süreli şekilde ve 30 dakika civarında olmasına rağmen uzun süreli uygulamalara (120 saate kadar) çıkılabilmektedir. Mesna kullanımı ve sıvı desteği yüksek doz ifosfomid kullanımından kaynaklanan hematüriyi (kanlı idrar) önlemek amacıyla gereklidir.
Saç kaybı, bulantı kusma ve kemik iliği baskılanması bildirilen yan etkiler arasındadır. Ifosfamid yüksek dozda kullanıldığında nörolojik toksisite ortaya çıkabilmektedir. Nöbet geçirme, yürümede zorluk çekme ve güçsüzlük gibi komplikasyonlarla da karşılaşılmıştır.

Irinotecan (Campto): Uygulaması damar yoluyladır. Doz kısıtlayıcı yan etkileri ishal ve düşük lökosit sayısıdır (enfeksiyon riskini artırır). Diğer yan etkileri, bulantı , kusma ve saç kaybıdır. Ateş ve nefes darlığıyla ortaya çıkan akciğer toksisitesi görülebilmektedir.

Melphelan (Alkeran): Uygulaması oral yoldandır. Emilim en iyi aç karnına gerçekleşmektedir. Başlıca yan etkisi kemik iliği baskılanmasıdır. Uzun dönem kullanıldığında miyelodisplazi ve lösemi (kan kanseri) riskini artırmaktadır. Diğer yan etkileri, saç kaybı, stomatit (ağızda yaralar), dermatit (ekzema) ve Akciğer fibrozisidir. Bunların yanında, düşük kan basıncıyla şiddetli allerjik reaksiyonlar, terleme ve kalp rahatsızlıkları bildirilmiştir.

Methotrexate: Ağız yoluyla, kas içine, damar içine veya intratekal (beyni çevreleyen zar bölgesinin içine) uygulanabilmektedir. Kemik iliği baskılanması (enfeksiyon riskini artırır),bulantı, kusma, iştah kaybı görülen yan etkileridir. Dişeti enfeksiyonu, faranjit, mukozal ülser oluşumu diğer yan etkileridir. Karaciğer yetmezliği, deride kızarıklık, kaşıntı, renk değişiklikleri, saç kaybı ve ışığa duyarlılık gibi yan etkiler bildirilmiştir. Yüksek doz kullanıldığında böbrek yetmezliğine neden olabilir. Baş dönmesi, bulanıklık, üşüme, ateş, akciğer fibrozu gibi yan etkilerle de karşılaşılmıştır.

Mitoxantrone (Novantrone): Uygulaması damar yolundandır. İlacın ekstravazasyona (damar dışına ilaç sızması) yol açmaması için çok dikkatli olunmalıdır. Doz kısıtlayıcı yan etkisi kemik iliği baskılanmasıdır. Diğer yan etkileri; bulantı, kusma ve stomatittir (ağızda yaralar). Nadir görülen yan etkileri arasında ise; kabızlık ve saç kaybı bulunmaktadır.
Kalbe yönelik yan etkileri oluşabilmektedir. Bunu önlemek için uygulanan maksimum dozun (toplamdozun) 160mg/m2′yi geçmemesi gerekmektedir.

Oxaliplatin (Eloxatin): Damar yoluyla kısa süreli veya uzatılmış 120 saate kadar sürekli infüzyon şeklinde uygulanabilmektedir. Sinir hasarı (ellerde ve ayaklarda bazen dudaklarda hissizlik ve karıncalanma) olabilir fakat genellikle ilaç kesildikten sonra düzelir. Kanda lökosit ve trombositlerde hafif düşüşlere sebep olabilir.

Paclitaxel (Taxol): Uygulaması damar yoluyladır. İlacın uygulaması sırasında allerjik şok ve diğer allerjik reaksiyonlara raslanabilmektedir. Bu reaksiyonlar; hırıltı, nefes darlığı, yüzde kızarma, şişme ve düşen kan basıncı (tansiyon) dır. Taxol’ ün doz kısıtlayıcı yan etkisi kemik iliği baskılanmasıdır. Hissizlik, karıncalanma ve acıyla ortaya çıkan nöropati (sinir hasarı) görülebilen yan etkileridir. Nöropati ilacın kullanımı kesildiğinde geri dönebilmektedir. Fakat şikayetlerin kaybolması genellikle birkaç ay sürmektedir. Kalp atışında yavaşlamaya (bradikardiye) sebep olmaktadır fakat bu kısa sürelidir. Diğer yan etkileri, bulantı, kusma, ishal, ağız yarası, saç kaybı, eklem-kas ağrılarını kapsayan soğuk algınlığı sendromu, ateş, deride kızarıklık, baş ağrısı ve yorgunluktur.

Procarbazine (Natulan): Uygulaması ağız yoluyla yada damar yolundandır. Procarbazine’nin bazı gıdalar ve ilaçlarla etkileşimi vardır. Bu nedenle bu gıdalar ve ilaçlar tedavi süresince alınmamalıdır. Bu yan etkiye sebebiyet verebilecek bazı ilaçlar etanol (alkol), efedrin, epinefrindir. Bu ilaçlarla, bulantı ve kusma, görsel rahatsızlıklar ve baş ağrısının yanı sıra, göğüs ağrısı ve anormal nabız gibi kalp rahatsızlıklarına da sebep olabilmektedir. Bira, peynir, şarap, muz gibi gıdalarla yüksek kan basıncı, titreme, eksitasyon (psikomotor aktivitede şiddetli artış)göğüs ağrısı, anormal nabız düzeni gibi kalp rahatsızlıklarına neden olabilir. Kemik iliği baskılanması bu ilacın doz kısıtlayıcı yan etkisidir (kanama ve enfeksiyon riskini artırır). Diğer yan etkiler, bulantı, kusma, ateş, üşüme, terleme, eklem ve kaslarda ağrı yaratan soğuk algınlığı şikayetleridir. Saç kaybı, kaşıntı ve deride kızarıklık bildirilmiştir. Sinir sistemi toksisitesi (yan etkisi) baş dönmesi, yürümede bozukluk, ellerde ve ayaklarda hissizlik ve karıncalanmadır. Işığa karşı duyarlılık ve kadınlarda adet atlaması ve erkeklerde kısırlık yapabilir.

Maphthera (Rituximap): Damar yoluyla uygulanır. Yan etkileri ateş, titreme, bulantı, kusma, yorgunluk, kaşıntı, hırıltı, nefes darlığı, düşük kan basıncı ve boğazda veya dilde şişmedir. Hastalık bölgelerinde ağrı ve ateş görülebilmektedir. İmmunolojik olarak, hastaların çoğunluğunda kan hücrelerinden B-lenfositlerinde azalma görülmüştür, fakat bu enfeksiyon riskinde artışa sebep olmaz. Kemik iliği baskılanması ve anemi nadirdir. Düzensiz ve/veya hızlı nabız atışına sebep olan karditoksisite (kalp yan etkisi) bildirilmiştir. Nadiren eklem ağrıları, ishal, yüksek kan basıncı, göğüs ağrısı, iştah kaybı, iç sıkıntısı, yorgunluk, ve tat alma eksikliği yapabilir.

Topotecan (Hycamtin): Uygulaması damar yoluyladır. Başlıca yan etkisi enfeksiyon riskini artıran nötröpenidir. Düşük trombosit ve anemi de bildirilen yan etkilerindendir. Hastaların %30′unda bulantı ve kusma görülmüştür. Hastaların 1/3′ünde 40 dereceden yüksek ateş gözlemlenmiştir ve %10-12′sinde idrarda mikroskobik düzeyde kana rastlanmıştır.

Vinblastine: Uygulaması toplam dozun 1 dakika içinde damardan verilmesi şeklindedir. Bu ilaç şiddetli tahriş edici özeliğe sahip olduğu için deri atına yada kas içine verilmemelidir.
Başlıca yan etkisi kemik iliği baskılanmasıdır. Bu yan etki kandaki lökosit (akyuvar), eritrosit ve trombositlerin sayılarında düşmeye sebep olmaktadır. Bu düşüşler; enfeksiyon ve kanama riskini artırdığı gibi, egzersiz toleransının düşmesine ve nefes darlığına da neden olmaktadır. Nadiren bulantı, kusma, kabızlık ve karın ağrıları görülür. Sıkıntı, baş ağrısı, kırıklık, çenede oluşan ağrılar, idrar sorunları ve konvülsiyon (istemsiz kasılma) olarak ortaya çıkan nörotoksisite (sinirsel zarar) bildirilen yan etkilerindendir. Diğer yan etkileri, hafif saç kaybı, ağızda yara oluşumu ve deride güneşe karşı gelişen hassasiyettir.

Vincristine (Oncovin): Uygulaması damar yoluyladır. Vinkristin bazen şiddetli ağrı, nöbet, kabızlık ve mesanede fonksiyon bozukluğuna yol açan nörotoksisiteye (sinir sisteminde hasar) sebep olur. Ekstravazasyondan (damar dışına ilaç sızması) kaçınılmalıdır. in’in doz kısıtlayıcı yan etkisi nörotoksisitedir (sinirsel hasar).

Vinorelbine (Navelbine): Genellikle 20 ile 30 dakika civarında damardan uygulanmaktadır. Başlıca yen etkisi kemik iliği baskılanmasıdır. Bu yan etki düşük lökosit (kandaki akyuvar hücrelerindeki azalma) ve anemiyi kapsamaktadır. Nörotoksisite (sinir sisteminde oluşan istenmeyen yan etki) hastaların %30′unda, kabızlık ve el-ayaklarda oluşan hissizlik ve karıncalanma gibi şikayetler şeklindedir. Hastaların ¼’ünde saç kaybı görülür.

Işın Tedavisi (Radyoterapi)

Radyoterapi ışınla tedavi yöntemidir. Radyasyon bir tür enerji olup, kanserli hücrelerin çoğalmasını engelleyebilir. Radyoterapi ayrıca, normal hücreleri de etkileyebilir, ancak bu hücreler daha sonra iyileşebilir. Radyoterapi, vücudun içinden veya dışından olmak üzere iki şekilde uygulanabilir. Dıştan tedavide, radyasyon bir makineden doğrudan kanserli organa ve çevresindeki dokuya yönlendirilir. İçten tedavide ise, içine radyoaktif madde konulan kapsüller (tüpler) kişinin vücut boşluğuna, tümörün üzerine ya da çevresine yerleştirilir. (Erkeklere, prostat kanseri için bu tedavi yönteminin uygulanması durumunda, kapsüllerin yerleştirilmesinin ardından ilk iki hafta cinsel ilişki sırasında prezervatif kullanmaları önerilmektedir. Bu kişilerin konuyu doktorları ile görüşmeleri gerekir).

Radyoterapi kişiyi radyoaktif hale getirmez ve tedavi ağrısızdır. Işınlar sıcak değildir. Bazı kişilere yalnızca tek bir tedavi uygulanırken, bazılarının birkaç tedaviye ihtiyacı olabilir. Her bir tedavi yalnızca birkaç dakika sürmektedir. Ancak, tedavi için daha fazla zaman ayırınız. Kişinin ihtiyacı olan tedavi sayısı değişiklik gösterebilir. Doktorunuz, size uygun olan tedavi sayısına karar verecektir. Bazı kişilerde radyoterapiden sonra bazı yan etkiler görülebilir. Bunlar, yorgunluk, deride kızarıklık ya da yanma hissi, mide bulantısı, kusma ve ishali kapsamaktadır. Bazı kişilerde yan etki görülmez.

Doktorunuza Radyoterapiye ilişkin soracağınız sorular:
• Tedavi ne kadar sürecek?
• Tedavinin olası yan etkileri nelerdir?
• Radyoterapi sırasında kendime nasıl bakabilirim?
• Radyoterapi sırasında ve/veya sonrasında Zerdeçal Ekstraktı kullanmalı mıyım?

Diğer Alternatif Tedaviler

Alternatif tıp vaya tamamlayıcı tıp, daha çok geleneksel doğal bitkileri kullanarak (çay veya bitki karışımlarıyla) elde edilen ilaçlarla tedavi etme yöntemidir. Çağdaş tıp, biliminin hastalık sebepleri ve tedavisi konusunda somut verileri olmadığı, hasta için henüz mevcut objektif ve kanıtlanmış bir tedavi yöntemi olmadığında, hasta isteğiyle başlanan veya çağdaş tıp tedavilerini destekleyici olarak hastanın rahatlaması, bağışıklık sisteminin güçlenmesi, psikolojisinin düzelmesi amacıyla uygulanabilen tedavi yöntemleridir.

Bu yöntemler arasında;  Ortomoleküler Terapi, Oksijen Terapisi, Ozon Terapisi, Aromaterapi, Şelasyon, Homeopati, Kiropraktik, Elektromanyetik Tedavi, Reiki, Terapötik Terapi, Manyetik Terapi, Ses Terapisi, Işık Terapisi, Aleksander Tekniği, Refleksoloji, Feldenkrais, Rolfing, Ayurveda, Akupunktur Tedavisi, Herbalism (Bitkisel Tıp), Hipertermi, Yoga vb. yöntemler yer almaktadır.

İMMU-NAT BODRUM

Op. Dr. Ünal VURAL

Op. Dr. Ünal VURAL Genel Cerrahi Uzmanı

ÖN BAŞVURU

UZMANLARIMIZ

erkan-1

Dr. Erkan KOÇYILDIZ Dahiliye Uzmanı

kgmhulya

Hülya YETGİNBALTACI Kimya Mühendisi

kmggizem

Gizem YELALDI Kimyager

kmgpelin

Pelin SOLMAZER Kimyager

VİDEO GALERİ

Ender Saraç Bitkisel Sempozyum
Ender Saraç Bitkisel Sempozyum
Ender Saraç Bitkisel Sempozyum
Ender Saraç Bitkisel Sempozyum
Ender Saraç Bitkisel Sempozyum
Foto Galeri
İmmunat Anlaşmalı Eczane