Kanser, kötücül urların anormal bir şekilde çoğalmasına verilen addır. Klinik özellikleri ve tedaviye gösterdikleri tepki açısından birbirinden son derece farklı çeşitli durumlara verilen genel ad. Bütün kanserlerde ortak olan özellik, bir hücre tipinin denetimsiz biçimde çoğalması ve normal dokuları kaplamasıdır. Bunun nedeni, hücre DNA sında iki aşamada gerçekleştiği sanılan değişikliklerdir.
Karaciğer Kanseri: Karaciğerin kendi hücresinden kaynaklanan kötü huylu (habis) tümörlere primer (birincil) karaciğer kanseri diyoruz. Karaciğerin kendi hücrelerinden çıktığı için hepatosellüler (karaciğer hücreli) karsinom adı ile anılır. En sık görülen ve en ölümcül tümörlerden biridir.
Mide Kanseri: Mide kanserlerinin %95i adenokanserlerdir. Geriye kalan non-hodgkin lenfoma.leiomyosarkom, karsinoid tümörler, metastazlar ve adenoskuamoz tümörlerdir. Adenokanserlerin intestinal ve diffüz olmak üzere iki tipi vardır. İntestinal tip midenin son kısmında çok görülür. Diffüz tip submukozal yayılıma yatkın olup erken metastaz yapar. Daha saldırgan seyreder. Gençlerde sıktır. Mide kanserlerinin tümü mukoza epitelinden çıkar.
Beyin Kanseri: Beyindeki normal hücrelerin anormalleşerek büyümesi sonucunda kötü huylu ve iyi huylu olarak kitleleşen yapılar beyin tümörleri olarak nitelendirilirler. Bu sonradan meydana gelen kitle kafatası içi basıncının artmasına sebep olarak beyin üzerine baskı yapmaya başlar ve birtakım olumsuz belirtiler gösterir.
Kolon Rektum Kanseri: Kolo - Rektal kanserler A.B.D. de her iki cinsde en sık görülen 2. kanser türüdür. Yılda ortalama 140.000 kişi hastalığa yakalanmakta ve yılda ortalama 60.000 kişide bu hastalıktan kaybedilmektedir. Yurdumuzda da tanı yöntemlerinin artması, kişilerin hastalık belirtilerini daha iyi algılamaları ve hekime başvurma olanaklarının artması, beslenme alışkanlığımızında giderek daha çok endüstriyel gıdalara kayması sonucu bu kanserlerle daha sık karşılaşmamıza neden olmaktadır.
Triod - Guatr Kanseri: Tıbben, genel anlamda, tiroid'in büyümesine guatr denilir. Halbuki halk arasında bütün tiroid hastalıklarına "guatr" denmektedir. Bir çok guatr türü vardır.
Mesane Kanseri: Kanser kelimesi herkesi korkutan bir kelimedir. Ancak özellikle mesane kanseri bu kadar korkutucu olmamalıdır çünkü erken tanı ve tedavide genellikle tam olarak iyileşme söz konusudur. Genellikle 50-70 yaş arasında sıktır ve erkeklerde kadınlardan 3 misli daha fazladır.
Akciğer Kanseri: Akciğer kanseri ilk önce akciğerde başlar. Küçük hücreli akciğer kanseri akciğer dokularında kanser (habis, kötü huylu) hücrelerinin bulunduğu bir hastalıktır. Akciğerler göğüs boşluğumuzun büyük kısmını dolduran koni şeklinde, süngerimsi yapıda bir çift organdır (Şekil 1). Akciğerlerin başlıca görevi, vücut hücrelerinin artık maddesi olan karbondioksiti vücuttan atmak ve yaşam için temel gereksinim olan oksijeni vücuda almaktır.
Böbrek Kanseri: Böbreklerden kaynaklanan birçok kanser tipi bulunmaktadır. Ancak erişkinlerde en çok böbrek hücreli kanser tipi görülmektedir. Bu kanser tipi böbreğin kanı filtre eden ve idrarı oluşturan dokularından kaynaklanmaktadır.
Baş Boyun Kanseri: Boyun kanserleri tüm kanserlerin %5-7'sini oluştururlar. Boyun kanserlerinin yaklaşık %25'ni de gırtlak kanserleri oluşturur. Bunu dil kanseri %13, dudak kanseri %11, yemek borusu kanseri %10 oranları ile izler. Bu kanserlerin teşhisi erken dönemde koyulduğu takdirde çoğunu tedavi etmek mümkündür.
Deri Kanseri Deri kanseri sıklığında son yıllarda artış olmuştur. Bunda en önemli rolü ultraviyole oynar. Işın, ısı, travmaya maruz kalmak; arsenik, katran, kurum, madeni yağlar, parafin ile uzun süreli temaslar deri kanseri sıklığını arttırır. Karsinojen maddelerle çalışan endüstri işçilerinde bu tip kanserler gelişir. İyileşmeyen yaralar,cilt hastalıkları,eski yanık sahalarında da kanser gelişme riski vardır.
Kemik Kanseri: Kemiklerden kaynaklanan başlıca tümörler kemik dokusundan kaynaklanan osteosarkomlar ve kıkırdak dokusundan kaynaklanan kondrosarkomlardır. Osteosarkomlar en sık, kemik dokusunun hızla büyüdüğü ikinci on yaşta görülür. Ancak histolojik alt-tiplerine göre daha ileri yaşlarda ortaya çıkan formları da vardır.
Meme Kanseri: Yağlı yiyeceklerin meme kanserine yol açtığı iddiası henüz tartışmalıdır. Oral kontraseptifleri meme kanseri riski üzerine az etkileri vardır. Östrojen replasman tedavisi meme kanseri riskini azda olsa arttırmasıyla beraber yaşam kalitesi ve kemik mineral yoğunluğu üzerine yararlı etkileri bulunmaktadır.
Larenks - Gırtlak Kanseri: Larenks (gırtlak), boğazın hemen altında ve farenksin (yutak) önünde bulunan, ses tellerinin bulunduğu bir organdır. Farenks (yutak), burnun hemen gerisinden başlayarak boyuna inen ve özefagus (yemek borusu) olarak devam eden bir tüptür. Farenksten geçen hava önce larenkse, buradan da trakeaya (nefes borusuna) ve akciğerlere ilerler. Gıdalar ise farenksten yemek borusuna geçer. Larenks, gıda alımı sırasında besinlerin nefes borusuna kaçmasını engeller.
Lenfoma - Lenf Kanseri: Vücudumuzda "lenf" adı verilen renksiz sıvıyı taşıyan çok küçük damarlardan oluşmuş bir ağ vardır. Bu ağa "lenfatik sistem" denir. Lenf sıvısı içinde, vücudumuzdaki enfeksiyonlara ve hastalıklara karşı savaşan lenfosit adlı beyaz kan hücreleri (akyuvarlar) bulunur.
   
Pankreas Kanseri: Radyoterapi ve kemoterapi önerilebilir.Ancak bu uygulamalar bu güne kadar radikal bir sonuç vermemiştir.Onkoloji doktorlarının çok zor durumda kaldığı bir sorundur.Kısa süre içerisinde tümör büyüyerek safra yolunu tıkayıp karaciğeri devre dışı bıraktığından,alınan besinlerin
Prostat Kanseri: Erkek üreme sisteminin önemli bir üyesi olan prostatta görülen malign (kötü huylu)değişikliklerdir.Erkeklerde en sık görülen kanser tiplerindendir. Amerika'da her 5 erkekten birinde görüldüğü tespit edilmiştir.Yine Amerika'da her yıl 200.000 yeni hasta ve 38.000 ölüm saptanmaktadır.
Rahim Kanseri: Rahim kanserine, rahimin iç yüzeyinde yani endometriumda başladığı için endometriyal kanser de denir. Amerikalı kadınlara musallat olan en yaygın kanser türüdür ve erken yakalandığında hemen her zaman tedavi edilebilir. Genellikle menopozdan sonra 50-70 yaşları arasında ortaya çıkar. Araştırmacılar kesin sebebini bilmiyorlarsa da menopozdan sonra alınan östrojen takviyesinin katkısı varmış gibi görünmektedir.
Testis Kanseri: Testis kanseri çoğunlukla, sperm üreten hücrelerde başlar. Kanser ilk olarak testiste bezelye büyüklüğünde sert bir yumru olarak dikkat çeker. Bu yumru genellikle dokunulduğu zaman acımaz. Erken safhalarda başka belirti yoktur.
Lösemi: Çocukluk çağındaki kanser vakalarının %35'ini lösemiler oluşturur ve birinci sıradadır. Lösemiler hücre cinsine göre; ALL (Akut Lenfoblastik Lösemi) ve AML (Akut Myeloblastik Lösemi) olmak üzere 2 ana gruba ayrılır. Kendi içlerinde de alt sınıflar tanımlanabilir.Türkiye'de her yıl 16 yaşın altında 1200-1500 yeni lösemili çocuk vakası bildirilmektedir.

 
BİOZEL KULLANARAK İYİLEŞEN HASTALARIMIZDAN GELEN DİĞER MEKTUPLAR