Ekibimiz
Basın Küpürleri

KANSERDEN KORKMA

Herbalist Adnan Akar Türkiye'ye bir zamanlar hasta adam yakıştırması yapılmıştı. Çok şükür o günleri atlattık. ne yazık ki hastası bol bir ülke haline geldik. Avrupa'da hangi ülke insanları nüfüsuna oranla daha hasta diye bir araştırma yapılsa, eminim birinci sırayı imseye kaptırmayız. Yıllardır yaptığım özlemler ve araştırmalarıma dayanarak söylüyorum inanın. son 20 yılda başat kanser, ani kalp krizi vakaları ve stres kökenli cinnete varan vakalar ve ölümler seyrediyoruz. bir doktor sohbet esnasın da şöyle demişti. "şu sokakta kendini sağlıklı zannederek gezen insanlar var ya, işte onlar şu anda kayıtlı kanser akalarından daha fazladır. kimisi trafik kazası, kimisi başka doğal nedenlerden hayatını ybettiği için gerçekte kaç kişinin bu hastalığa yakalandığını ya da yakalanaileceğini tam olarak tespit edemiyoruz. Türkiye' nin önemli birçok hastanesinin karadeniz'den sağlıklı da olsa kan nakli istememesi bu acı gerçeğin bilançosu olabilir. En sağlıklı insanda daha günde orta- lama 300 kanser hücresi doğuyor. 24 saat içersinde bedenimizdemilyonlarca bak- teri, virüs, mikrop giriyor ve yok edili- yor. Çünkü mükemmel bir immünolojik bir sisteme sahibiz. Yani karaciğer gibi mükemmel bir organımız var. Eğer bir insan karaciğerini yüzyıl sağlam ve dayanıklı tutsanız hasta olma ya da hastalıktan ölme şansı neredeyse olmayabilir. kanser hastalarının deformasyon olan organı da maalesef karaciğer. Düşmanı en çok olan bu organımız savunma mekanizmaları çözüldükçe hastaların tedavilere cevap verme şansı o kadar azalıyor. Akar, karaciğer tarafından üretilen en güçlü silahımız T Lenfositleri (Katil T hücreleri) denen hücrelerimizdir. Vücudumuza ait olmayan her şeyi yok etmeye programlanmış en güçlü silahtır. Yani özeliikle kanser astalarının kurtarıcısı olan hücre yapısıdır. Ne yazık ki bu hastalarda lenfosit sayısı yeterli olmadığı için astalıkların tedavisi de süresi de istenilen sonuşları vermiyor. Benim en çok ilgilendiğim ve üzerinde assasiyetle çalıştığım konu bu.. Ban insanları tedavi edebilmemdeki başarılarımı soruyorlar.Aslında cevabı çok basittir. İnsanları ben tadavi etmiyorum.Hastaların kendileri tedavi edecek sistemlerini ayağa kaldırıyorum.Hasta bir bedeni tedavi edebilmemin yolu (cerrahinin dışında) o bedenin yeniden kendi kendini onarabilme, hücreleri aktivite etme ve lenfosit sayısının arttırılması olduğunu anlatmaya çalışıyorum. Karaciğerimizin organsal tedavi metotlarımıza açılan en önemli kapıdır. Bitkisel kürler (alternatif ilaçlar) doğru ellerden yapılıp bizzat ygulandığı taktirde başarı şansı yüksek olan metotlardırAkar, Kanser hastası veya diğer hastalıklar noktasında ne tür tedavi alınırsa alınsın yanında mutlaka bitkisel kürler uygulanması en doğru olandır. Yanlızca Amerika' da sadece alternatif metotlar ve bitkisel tedaviler uygulanan 300 özel klinik var. Bunlara dünyanın dört br yanından imkanı olan insanlar gidiyor. Düşünmek lazım. Peki oralarda neler yapılıyor. Bilenler biliyor. Bazen bana sedyede hasta getiriyorlar. Yani işin sonu, suyu pamukla ağzından sızdırıyorlar ki onu da çıkarıyor, serum bir kolunda, altını sürgüyle alıyorlar ve diyorlar ki hadi size getirdik. 20 gün sonra bu tür hastalar istediği herşeyi yiyebilen, tuvalete gidebilen, evinin işini yapabilenkonuma geldiği zamanda üzerimize geliyorlar. bazen de 15 yılda oluşan bir hastalığı bizden 15 günde yok etmemizi bekliyorlar. Oysa umulandan çok fazlasını ortaya koyuyoruz. Sağlıklı bir gelecek, sağlıklı bir nesil yalnızca ummakla ya da teminnin ile olmaz. İnsan olan şunu bilmelidir ki, hasta olamaya olanlar kadar yakınız. Sağlığınızın ve devamının kıymetini bilmenizi ve özellikle karaciğerinizi çok iyi korumanızı diliyorum.

Geri <<

ALTERNATİF BİTKİSEL TEDAVİ KULLANARAK İYİLEŞEN HASTALARIMIZDAN GELEN MEKTUPLAR