Bugün İsrail, Amerika ve Avrupa ülkeleri Türkiye'de kanser tedavisine alternatif bitkisel çözüm arayan, ciddi anlamda çalışma yapan insanları teşvik etme konusunada hassasiyet göstermektedirler. Yani bu insanlar bu teknolojiyi bu derece aşmışken, bitki de teknolojiye girmediği için gelip insanalrımızdan bilgi almaktadır. Birçok yazımda da belirttiğim gibi. Zararlı bitki diye yaktığımız diken köklerini bazı ülkelerden gelip Karadeniz Bölgesinde toplatılmaktadır. Bunların hangi ülkelerden ve hangi maksatla toplatıldığını sorusunu düşünmek gerekiyor.
- Adnan Bey, şu anda araştırılan ve hangi hastalığa iyi geleceği bilinen bir bitki var mı?
Bir zamanlar köpek balığı kıkırdağının iyi geldiği söylendi, son zamanlarda da İsrail'in astrapaus bizde de geven diye geçen, bir kök üzerinde ciddi çalışmalar yapılmdı. Dünyadaki ülkeler günün vebası olarak bilinen kanser hastalığının tedavisi için yüzde 20 başarı için bile çözüm bulma çabası içerisindedir. Bu hastalık karşısında neden çaresiz kaldık, nerede hata yaptık diye kendimi sorguladım ve çarpıcı sonuçlar aldım.
- Karadeniz Bölgesinde Çernobil'den sonra kanser vakalarının artığını herkes bilmekte. Size göre bu hastalığı tetikleyen sadece çernobil midir?
Çernobil'i 3 yıldır yazıyorum. Çernobil gözümüzün önünde tek gerçek olduğu için, hep Çernobil'e takıldık ama görmediklerimiz var. Birinci derecede Türkiye'nin tamamını bölge, bölge etkileyen faktörler vardır. Türkiye'nin genelini etkileyen nedenlerin başında 20 yıldır değişen tarım yapısı var. Tarımda kullanılan gübreler ve hormonlar gözümüzden kaçan etkenlerden başlıcasıdır. Basit bir örnekle, 20 yıl önce lahanada olan etken maddeler bugün % 80 değer kaybetti. Havadaki oksijen değer kaybetti, toprak ve su değer kaybetti. Bunlar bizi yaşatan ana elementlerdir. Genetik yapıyla oynanmış tohumlar üretildi, genetik yapısıyla oynanmış tohumlar yine hormonlu suni gübrelerle beslendi. Bunlar insan üzerindeki hastalıkları büyütme noktasında etkili oldu. 3 - 4 sene önce yasakalandı. Bu kok kömürü aslında, kömür değildi sanayi atığıydı, petrokimya atığıydı. Soğuk su ile soğutulunca kömür görüntüsünü alan bir artıktı ve bunu Amerika veya hangi ülkelerden geliyorsa, atık madde olarak yurtdışına çakarılması için yapılan girişimlerde o zamanın Türkiye'sindeki bazı iş adamaları bedava aldılıp, bize sattılar ve biz bunu soluduk, yedik, içtik. Karadaeniz Bölgesi sahillerine atılan varillerden de etkilendik. Bir diğer bölge başka faktörlerden etkilendi. Hala bu konuda Çernobil konusuna gelemedik. Hastalıklara kapı açan, o kadar çok etkenler var ki; İnsanlarımız en ufak olumsuzluklarda ellerinde pankartlarla eylem yaparken, sağlık konusunda tepkimizi yeterince ortaya koyamıyoruz. Son zamanlarda Norveç' teki profesörler tartışmalarında Çernobil' den sonra bizde 1000 olan kanser vakası 1 yılda 1005 oldu diye yakınırken, Türkiye' de 1000' den 10.000' lere kadar çıktı. Klasik tıbbın yetersiz kaldığı bu kanser vakalarında insanlar careyi şarlatanlarda aramaya başladı.
- Kanser tedavisine yönelik bitkisel çalışmanız hakkında bizi bilgilendirirmisiniz?
Öncelikle otla, çiçekle, kökle veya herhangi bir bitki ile kanser gibi genetik bir hastalığı yenebilmenin imkansız olduğunu söylemeliyim. Biraz önce dediğim gibi, Kanser tedavisinde klasik tıbbın yetersizliği, insanların çaresizlikle milyonda bir de olsa, bir ihtimal tedavi düşüncesiyle, ülkemizde bir takım şifalı bitkiler satan işletmelerden, şu otu, bu otu, onun kökü, bunun sapı, şunun çiçegini alıp kullanıyorlar. Kanser bu şekilde tedavi edilemez. Hücresel yenilenme dediğimiz, karaciğerin kendi kendini yenilemesini, doku onarımını sağlayan ve insanın yeniden kendi kendini tedavi edebilme kapasitesini artıran tek bir metot vardır o da hücresel çalışmadır. Uzun zamandır yaptığım araştırmalarımın birikimleriyle, kanserli hastanın direk karaciğerini hedef alani kombinasyon çalışmnın adını,ALTERNATİF BİTKİSEL TEDAVİolarak belirledim. Çalışma henüz tamamlanmamış olmasına rağmen, başta beyin tümörü, kolon ve recktum kanseri, mesane kanseri, lenf kanseri, akciğer kanseri, karaciğer kanseri ve karaciğer kökenli hastalıklarda inanamadığımız %98'lere varan başarı elde ettim. Belki kendime ait bir çalışma olduğundan böyle düşünüyor olabilirim ancak bu çalışmanın yüzyılın mücizesi olduğu kanaatindeyim. Bu çalışma gelişmiş cihazlarla, ekip ve ekipmanlarla geliştirilerek yapılırsa, kanserin biraz önce saydıklarımın dışında kalan türlerinde de, %100 tedavi başarısının elde edileceğine inanıyorum.
Geri <<
ALTERNATİF BİTKİSEL TEDAVİ KULLANARAK İYİLEŞEN HASTALARIMIZDAN GELEN MEKTUPLAR |
|